Neden "Çayım taze..."?

Aklıma geldiğinde içimi ısıtan bazı anlar vardır.
Bunlardan çocukluğuma dair hatırladığım; annemin, sabahtan akşama kadar sokaklarda oynadığımızda ve heryerimiz toz-kir içindeyken, bizi içeriye alma çabasıyla seslenişidir: "Çocuklaaar, hadi artık akşam soğuğu çıktı, içeriyeeeee!!!"
Artık akşam soğuğu çıkmıştır, bundan korunacağımız, ısınacağımız, temizleneceğimiz yuvaya çağrılmaktır bu. Güven verir, huzur verir, içimi dinginleştirir. O günlerde de, şimdi de...
Artık yetişkinim. Beni akşam soğuğu çıktığı için eve çağıran ses yok. Hâlâ zaman zaman akşam soğuğu çıkıp, üzerime bir hırka almam gerekse, içim ısınır, güvende ve huzurlu hissederim. Sanırım örgü örmeye başladığımdan beri, bu yüzden hep hırka örüyorum:)
Annem'e Sevgilerimle...

Gelelim bugüne...
Büyüyünce içimi ısıtan cümlelerden biri; telefonun ucundaki bir dosta,
"Çayım taze, sıcak simitleri al gel" demek...
Bu cümle benim için dostluk demek, huzur demek, paylaşmak demek, hadi gel demek, gel de iki lafın belini kıralım demek. Davet eden de olsan, edilen de, ne fark eder ki?
Çayım taze...
Hadi alın sıcak simitlerinizi, peynirlerinizi, gelin bloğuma, iki lafın belini kıralım :)

Heyyfi

8 Eylül 2012 Cumartesi

Karadeniz'den Dönüş

Muhteşem bir rüyadan uyanmış gibiyim.
Evet, fiziksel olarak döndüm Ankara'ya fakat aklım hâlâ Karadeniz'de kaldı.
Biliyorum, tatilden de yazacağımı söylemiştim ama böyle bir imkan olmadığını tur başlayınca anladım. Sabahın erken saatlerinden akşama kadar yaylalara tırmanınca, otele döndüğümüzde sorsanız adımı bile söyleyecek halim kalmıyordu. Bildiğiniz gibi 1 Eylül'de sırt çantalarım, ben, eşim ve ablam Trabzon'a ulaştık.
Turda birlikte olacağımız diğer arkadaşlar, rehberimiz ve transferimizi sağlayacak kişi ile ilk buluşma gerçekleşti.
İlk tanışma, meraklı bakışlar, bütün bir hafta birlikte olunacak kişilerin doğal olarak birbirlerini ilk anlama dakikaları derken transfer aracına yerleştik.
İşte böyle mesafeli bakışmalar, hafif tebessümler ve beden dili kullanılarak selamlaşılıp, tanışılan bir tur başladı.
Biterken; hayatımın en özel haftalarından birini yaşadığım dostlarımdan, kucaklaşarak, telefonlar alınıp verilerek, bir sonraki tur organizasyonları planlanarak ayrıldık.
İşte şimdi yazımın tam bu bölümünde, klavyemdeki hangi harfleri cümlelere dönüştüreceğimi bilemiyorum.
Yaşadığım bu muhteşem haftayı siz dostlarıma nasıl özet bir şekilde aktarabileceğimi bilemiyorum.
Önce transferimizi sağlayan Salih'ten bahsedeyim.
Siz de belki Karadeniz fıkralarının hayali olduğunu düşünenlerden olabilirsiniz.
O fıkralar gerçekte yaşanıyor. Salih de bu fıkraların gerçek kahramanlarından.
O hesapsız, direkt, samimi halleri onu ailenizden biri yapıyor.
Artık ayrılıp Ankara'ya dönerken bir kardeşden ayrılır gibi sarıldım ona.
Salih, artık duyduğum her Karadeniz ezgisinde yüzümü gülümsetecek ve yanımdakiler neye güldüğümü sorduğunda da "Aklıma bir dost geldi de..." diyeceğim cümlelerin gizli kahramanı olacak.


Rehberimiz Murat.
Henüz 27 yaşında.
O sadece Ves Turizmin rehberi değil bence.
Bence kendi yaşındaki birçok kişiye sağlam karakteri, vizyonu, işini yaparken kendinden de kattığı değeri, ölçülü ve zekice yaptığı esprileri ile rehberlik edebilir.
Gittiğimiz her yerde, ailelerinden biri gelmiş gibi karşılıyor insanlar onu. İşte buna iletişim sanatı deniyor.
Onu tanıdığım için gerçekten kendimi çok şanslı hissediyorum.
Tekrar tura çıkacağım zaman Murat'ın rehberliğinde olması ilk önceliğim olacak.


Tur arkadaşlarımdan da bahsetmek istiyorum.
Elif ve Yasin. İzmir'den geliyorlar. Onları tanıdıkça, hayat enerjiniz artıyor. Bu çift bana aslında hayatın hiçbirşeyi kafaya takacak kadar ciddiye alınmaması gerektiğini ve ânı yaşamanın en önemli şey olduğunu hatırlattılar.
Onları çok sevdik.
Hep yakınınızda olmasını isteyeceğiniz dostlar onlar.


Kuzenler Funda ve Sevil.
Ben de kendimi onların fahri kuzenleri ilan ettim. Çünkü böyle kuzenlerim olması büyük bir mutluluk olurdu.
Funda ile aynı frekansta espri yazıp oynayabilme ortak özelliğimizi keşfettik. Sevil ise yanında iken kendinizi iyi ve huzurlu hissedeceğiniz direkt biri.


Aslan ailesi, kendi halinde çekirdek ailemizdi. Yaylaların en tepelerine bile
en küçük Aslan'ı taşıyabilme yeteneğine sahiptiler.
Hacer hanım ve Kandemir hocamız aynı anda, aynı model fotoğraf makinaları ile aynı kareleri çektiler. Tabii bunu hocamızın mütemadiyen yaptığı espri sağanağı eşliğinde yapıyorlardı:)
Veeee yine İzmir'den Belgin Hocamız. Çılgın, fotoğraf sanatına gönül vermiş, gayet teknolojik, tehlikeli hiçbir aksiyondan kaçınmayan bir gezgin.


İşte böyle bir gurupla birlikte olduğum için çok şanslı hissediyorum kendimi.
Şimdi gelelim turumuza.
İlk gün Borçka'ya gittik. Aralık Köyü'nde, Laperla Pansiyon'da kaldık. Ne hoş bir isim değil mi? İnsanın doğacak çocuğuna bile isim olarak düşünebileceği tınıda. Ama tını sizi yanıltmasın. Anlamı lahana kesme tahtası:)
Macahel yaylasına çıkarken ablamın bize dönüp, "Ah keşke şimdi Carmina Burana çalıyor olsaydı, bu muhteşem manzarada iyi giderdi" demesinin ardından birkaç dakika geçmedi ki aracımızda bir türkü çalmaya başladı. Tabiki Salih'in seçimiydi bu:)
Türküde şöyle diyordu;
Oyna dik oyna,
Kollar çıbık olacak,
Horonla oynayanlar
Daha dik oynayacak... şeklinde bir Karadeniz türküsüydü bu.
Ablam Carmina Burana beklerken duyduğu bu çıbık kollu türkü ilk önceleri onu pek memnun etmedi.
İkinci gün tempo tutmaya başladı.
Üçüncü gün, ablam dönünce Karadeniz türküleri dinlemenin planlarını yapıyordu:)
Şaka bir yana Karadeniz'in büyüsü içinizde kocaman bir yer kaplıyor.














Borçka, Macahel, Şavşat, Batum, Ayder, Uzungöl, Sümela, birçok yayla, şelale ve insanı hayretlere düşüren muhteşem doğa...
Hücrelerimin tazelendiği, zihnimin dinginleştiği ve kelimelerle ifade etmemin çok zor olduğu rengarenk duyguların ruhumu sardığı muhteşem bir haftaydı.
Tatil anlayışınız her ne olursa olsun, eğer gitmediyseniz mutlaka Doğu Karadeniz turlarından birine katılın.
Verebileceğim tek garanti, bu tatilden asla aynı kişi olarak dönmeyecek olmanızdır.
Eşimle aldığımız karar her sene bir kez de olsa Karadeniz tazelenmesi yaşamak.
Çok sevdim.
Çok etkilendim.
Tazelendim.





Çok teşekkürler Murat, Salih ve tüm grup arkadaşlarım.
Artık her sene Karadeniz beni çağırıyor olacak.
Biliyorsunuz yazılarımı bitirirken gelenek olarak tekrar gittiğimde götüreceğim 3 şeyi söylerdim.
Bu geleneği bu yazıda bozmam gerekecek. Çünkü eğer Karadeniz'e gidiyorsanız herşey zaten doğal ortamında fazlasıyla var.
Tekrar Karadeniz'e gittiğimde yanımda götürmeyeceğim 3 şey:
1- Gereksiz yere kendime yük ettiğim telaşelerim,
2- Önyargılarım,
3- Topuklu ayakkabılarım.
Daha önce söz verdiğim gibi bir sonraki yazımda fotoğraf albümlerimden Paris yansıyacak.
Sevgilerimle...

Heyyfi

Posted using BlogPress from my iPad

32 yorum:

  1. Hoşgeldin, tuhaf bir durum blog arkadaşlığı tanımadığın birinin hoşça vakit geçirmesine seviniyor insan.
    Sevgilerimi gönderiyorum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Elif'ciğim çok teşekkür ederim.
      Hoşbulduk.
      Sizleri çok özlemişim.
      Gelir gelmez yorumunu görünce çok sevindim canım.
      Geliyorum şimdi sana, çayı demle arkadaşım:)
      Sevgilerimle...

      Sil
  2. harika bir gezi olmuş gerçekten süper...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten harika bir deneyim oldu gecekıyafeti.
      Sana da bloğuma hoşgeldin demek isterim.
      Az önce senin blogdaydım. Harika gelinlikler var gerçekten.
      10. Yıl kutlamamda giyerim ne güzel olur değil mi:)
      Sevgilerimle...

      Sil
    2. Hoşbulduk :) beğendiğine sevindim... Benim de öyle bir planım var aslında :)

      Sil
  3. Hoşgeldin,bende Haziran ayında Karadeniz Turuna katılmıştım aynı duygularla geri döndüm tekrar,tekrar gitmek isterim.Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşbulduk Mehtap'cığım.
      Gerçekten çok etkilendim Karadeniz'den.
      Umarım önümüzdeki senelerde gideceğimiz tura birlikte de katılırız:)
      Şimdiden heyecanla bekliyorum.
      Sevgilerimle...

      Sil
  4. Anlatırken o anları tekrar yaşamışsın. Senin adına çok sevindim Heyyficim. Ben sanırım Karadeniz turuna gitmem ama gidenler çok sevdiklerini söylüyorlar.

    Her şey gönlünce olsunnnnn ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canm arkadaşım, çok teşekkür ederim.
      Gerçekten o anları tekrar yaşadım yazarken.
      Çok harika bir deneyimdi.
      Bonzailerin son halini sabırsızlıkla bekliyorum bu arada
      Sevgilerimle...

      Sil
  5. ne guzel gecmis geziniz turdakilerle yakaladiginiz uyumda extrasi olmus desene :)

    YanıtlaSil
  6. Essra'cığım, gerçekten gezimiz muhteşem geçti.
    Tur grubu risklidir aslında ama çok şanslıydık.
    Bütün arkadaşlarımdan bir hafta içinde öyle çok ilham aldım ki anlatamam.
    Hepsi ile tekrar tura çıkma kararı aldık.
    Ama sizleri de çok özlemişim:)
    Sevgilerimle canım...

    YanıtlaSil
  7. HOŞ geldin canım,o kadar güzel anlatmışsın ki okurken nerede olduğumu unuttum,gönül gezmek ister okudukça,sen benim için gez .Aaaa,ekim sonu planlar yapıyorum ,Iğdıdıra yine gitmek istiyoru,canımın yarısı orada bir de orasını sevdim,fırsat olursa çevreyi de gezmek isterim oraların ,kısmet .Yeni gezilerini sabırsızlıkla beklerim ,yine hoş geldin canım,öptüm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşbulduk Mazes'ciğim.
      Sizleri çok özlemişim.
      Iğdır'a gidecek olursan bizim yerimize de gez canım.
      Sevgilerimle...

      Sil
  8. Karadeniz doğa olarak gerçekten muhteşem. Çam ağaçlarının, akan derelerinin arasında insan kendini bambaşka hissediyor. Capcanlı dönmüş olmalısınız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Deniz'ciğim, orada insan tazeleniyor gerçekten,
      Döndüm ama aklım hala orada:)
      Kasım'da belki sonbaharını yaşamak için tekrar gidebiliriz diye düşünüyorum.
      Sevgilerimle...

      Sil
  9. Ahh o grupta bizde olsaydıkk :)

    Ne güzel yerler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki birgün blogerlar grubu oluşturur öyle gideriz:)
      Neden olmasın değil mi?
      Eminim çok keyifli olurdu.
      Ada'ya öpücükler...
      Sevgilerimle...

      Sil
  10. hoşgeldiniz...
    yazdıklarınızdan ne kadar güzel günler geçirdiğini anladım.
    bir karadenizli olarak mutlu oldum. borçka'dan bır tık öteye gitseniz (murgul) yıllardır gidemediğim memleketime de gitmiş olacaktınız:))
    sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asortik'ciğim, senin memleketin bir harikaaaa.
      Bence en kısa zamanda gitmelisin, eminim yenilenip gelirsin.
      Borçka'ya bayıldım, mutlaka Murgul'da öyledir.
      Ben bu kadar etkileyici bir doğayla karşılaşacağımı sanmıyordum.
      Hala etkisi altındayım:)
      Sevgilerimle...

      Sil
  11. karadeniz aşktır ya da mutluluktur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Cem, oradan aynı kisi olarak dönmüyorsun.
      Bence herkes en az bir kez gitmeli oralara.
      Sevgilerimle...

      Sil
  12. Döndün mü arkadaşım yorumunu görünce çok mutlu oldum ki

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Döndüm döndüm. Ama aklım hala orada:)

      Sil
  13. Merhabalar,

    Güzel bir Karadeniz gezisinden paylaştığınız fotoğraf kareelerine baktıkça ben de geziye kaılmış gibi oldum ve biraz olsun ülkemin şu hüzünlü ortamından beni uzaklaştırdı.

    Paylaşımınız için teşekkür ederim. Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun efendim, saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumununuz ve iyi dilekleriniz için çok teşekkürler Recep Bey. Umarım ülkemiz için de herşey yolunda gitmeye başlar.
      Sevgilerimle...

      Sil
  14. tekrar gitmek istiyorum.
    çok güzel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı şeyi ben de istiyorum:)
      Çokkkk güzeldi.
      Sevgilerimle...

      Sil
  15. çok özel topraklar...Ankara'da öğrenciyken kaçamak Amasra'ya giderdik -deniz kıyısında büyümüş, sudan uzak duramayanlar olarak- atmosferi doğal olarak farklı olsa da denize girer, çınaraltında yemek yer dönerdik.

    Giresun'un yayla köylerinde bir hafta resmen balta girmemiş ormanlarda kalmıştık yine öğrenciyken.
    Sabah, oraklarla yolumuzu açıp, fasulye toplamaya gittiğimizi hatırlıyorum. Kahvaltılık kızartırdık, daha henüz dalından koprılmış taze fasülyeleri.

    Safranbolu'nun Rum evleri, hele Kastamonu! Sümela'nın gizemli yolları...
    çok özel topraklar...

    YanıtlaSil
  16. Sevgili Özlemaki, ne kadar güzel anlatmışsın. Gerçekten büyülenerek döndüm. İyi hissettim orada kendimi.
    Bu arada kızarmış fasülyeye de bayılırım:)
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  17. ama pazardan alınan fasulyeyle aynı tat asla yakalanamıyor, illaki o anda toplanıp yapılacak. ah işte ben o tadı çook ama çok özledim yahu!

    YanıtlaSil
  18. Annem kendi bahçesinde yetiştirir.
    Dalından koparıp, doğru tavaya:)
    Bekleriz birgün annemin bahçesine:)
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil