Neden "Çayım taze..."?

Aklıma geldiğinde içimi ısıtan bazı anlar vardır.
Bunlardan çocukluğuma dair hatırladığım; annemin, sabahtan akşama kadar sokaklarda oynadığımızda ve heryerimiz toz-kir içindeyken, bizi içeriye alma çabasıyla seslenişidir: "Çocuklaaar, hadi artık akşam soğuğu çıktı, içeriyeeeee!!!"
Artık akşam soğuğu çıkmıştır, bundan korunacağımız, ısınacağımız, temizleneceğimiz yuvaya çağrılmaktır bu. Güven verir, huzur verir, içimi dinginleştirir. O günlerde de, şimdi de...
Artık yetişkinim. Beni akşam soğuğu çıktığı için eve çağıran ses yok. Hâlâ zaman zaman akşam soğuğu çıkıp, üzerime bir hırka almam gerekse, içim ısınır, güvende ve huzurlu hissederim. Sanırım örgü örmeye başladığımdan beri, bu yüzden hep hırka örüyorum:)
Annem'e Sevgilerimle...

Gelelim bugüne...
Büyüyünce içimi ısıtan cümlelerden biri; telefonun ucundaki bir dosta,
"Çayım taze, sıcak simitleri al gel" demek...
Bu cümle benim için dostluk demek, huzur demek, paylaşmak demek, hadi gel demek, gel de iki lafın belini kıralım demek. Davet eden de olsan, edilen de, ne fark eder ki?
Çayım taze...
Hadi alın sıcak simitlerinizi, peynirlerinizi, gelin bloğuma, iki lafın belini kıralım :)

Heyyfi

10 Ağustos 2012 Cuma

Yoksa prensiniz kurbağaya mı dönüştü? :)

Şu sıralar kurbağalara taktım galiba. Son yazdığım yazıdan sonra bu konu ile ilgili "dahiyane(!)" fikirlerimi paylaşayım dedim.
Eğer kurbağanız, prense dönüştüyse ne mutlu size:)
Şanslı azınlıklardansınız.
Çevremdeki ve hayatımın bazı bölümlerindeki gözlemlerinden bahsedeyim dedim.
Şimdi efendim, bazen şanslı olan kişiler, bir öpücük, hooooppp kurbağa prense dönüşmüş.
Dönüşüyor dönüşmesine de, (zaten kim bir kurbağa ile evlenir ki?) dönüştükten kısa bir süre sonra özüne dönüp tekrar kurbağa oluveriyor. Hadiiiii uğraş dur sonra.


Bitirsen bir dert, bitirmesen ayrı dert. Bir kere matmazellikten madamlığa terfi etmişsin. Sonra etraf ne der!
İşte sırf bu "etraf ne der, ben bu kurbağa olmadan tek başıma ne yapabilirim" korkuları ile kurbağa ile kardeş kardeş yaşanır. Zaten artık sen de onun için bir kurbağasındır artık.

Bir deeee, bir kurbağayı öpüp öpüp, hâlâ prens olmuyor diye dövünenler var.
Mütemadiyen öpüyor, öpüyor.
- Yaaaa bu hâlâ prens olmadı, dur biraz daha öpeyim.
Yok kardeşim yok, bu kurbağadan sana prens çıkmaz. Onu defalarca öperek harcadığın vakti başka kurbağaları da öpmeye harcasaydın, belki bu arada biri prens olurdu.
Bence demem o ki, herkes için bir prens var, sadece doğru prensesin O'nu öpmesi gerekiyor.

Hadi, benim atladığım prens kurbağa hikayeleri varsa yorumlarla katılın lütfen.

Ben mi?
Benim de birkaç kurbağa öpmüşlüğüm var. Sonunda prens olanı buldum galiba. 14 yıl oldu, hâlâ prens.

Sevgilerimle...

Heyyfi

- Posted using BlogPress from my iPad

12 yorum:

  1. Kimse kimseyi değiştiremez. Kurbağa, prense dönüştürülemez. Çoğu kişinin hatası bu yönde. Ben bunu sonradan değiştirebilirim yanılgısı içinde bir sürü kişi. Sen şanslı olanlardansın ne güzel. Prensinle bir ömür boyu mutluluklar dilerim ;)

    YanıtlayınSil
  2. Depresiflerin en tatlısı, evet kesinlikle sana katılıyorum. Zaten biri birini değiştirmeye çalışıyorsa, o kesin kurbağaya dönüşüm demektir. Burada benim savunduğum şey, kimse kimseyi prense ya da başka birşeye çevirmez, sadece olanı olduğu gibi kabul eder yani uzun lafın kısası, karşına çıkan ya prensdir ya da kurbağa, iş bunu anlayıp doğru kararı en başta verebilmekte. E tabii bu doğru kararı verirken bazen birden fazla öpücük gerekebiliyor:) Sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
  3. ister birkere ister milyonkere öpsende kurbağa kurbağadır prenste prens:))

    YanıtlayınSil
  4. Evet Sevil doğru söylüyorsun. A kişisi için kurbağa olan, B kişisi için prens olabiliyor. Aslında doğru kişiyi bulma gerçeği işte.
    Sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
  5. "Katranı kaynatsan olur mu şeker; cinsini sevdiğim (öptüğüm) cinsine çeker"
    Prensinle mutlu bir ömür diliyorum:)

    YanıtlayınSil
  6. :) ilahi Elif. Harikasın vallahi:)
    Bu arada ayıptır söylemesi ama ben de Teraziyim.
    Sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
  7. Sevgili Heyfi
    Aldım çayımı geldim sohbete..Simit yok yanında bu saatte ama varmış gibi davranıyorum...Hatta çayın yanında patates salatasını bile hayal ediyorum..

    Şu ana kadar paylaştıkların, bizlere aktardığın güzel duyguların çoook geçmişe götürüp "Hayır ya bu çok geçmiş değil ,bu sohbet geçen haftaydı " dedirttiğin için teşekkür ediyorum..

    Sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
  8. Çok teşekkür ederim. Ne keyifli sizlerle çay ve simit sohbetleri yapmak. Patates salatası da benden söz. Gerçek dostluk ilişkileri de öyle değil midir? Aradan yıllar bile geçse kaldığı yerden aynı kıvamında devam eder. Böyle dostlukları olanlara ne mutlu. İşte gerçek Servet budur bence:) Tekrar teşekkürler.
    Sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
  9. hemen geliyorum,,cay keyfine
    yada siz benim bahceme kahveye gelin:)))))))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bahçe muhteşem bu arada. Bayıldım gerçekten.
      Mis gibi taze kahve kokusu var :)
      Sevgilerimle...

      Sil
  10. Ben de yanlış kurbağa öpenlerdenim keza bunu bloğumda, bir postumda başka bir pencereden(boşanmanın dayanılmaz ağırlığı)yani yanlış kurbağayı öptüğünü anladığında ki duygularımı yazmak suretiyle ifade ettim. sevgiler...

    YanıtlayınSil
  11. bence etraf ne derse desin millete yaranamazsın ,herkes kendi prensini bulana kadar madam-madmazel arasına gidip gelsin,ömür denen şey hiç kısa bir şey değil ,ben kızlarımı bunu sokmaya çalıştım kafalarına,çok şükür ellerinde öyle bir meslek var ki kurbalara katlanmak zorunda kalmazlar .Sen prensinle iyi yaşa canım.

    YanıtlayınSil