Neden "Çayım taze..."?

Aklıma geldiğinde içimi ısıtan bazı anlar vardır.
Bunlardan çocukluğuma dair hatırladığım; annemin, sabahtan akşama kadar sokaklarda oynadığımızda ve heryerimiz toz-kir içindeyken, bizi içeriye alma çabasıyla seslenişidir: "Çocuklaaar, hadi artık akşam soğuğu çıktı, içeriyeeeee!!!"
Artık akşam soğuğu çıkmıştır, bundan korunacağımız, ısınacağımız, temizleneceğimiz yuvaya çağrılmaktır bu. Güven verir, huzur verir, içimi dinginleştirir. O günlerde de, şimdi de...
Artık yetişkinim. Beni akşam soğuğu çıktığı için eve çağıran ses yok. Hâlâ zaman zaman akşam soğuğu çıkıp, üzerime bir hırka almam gerekse, içim ısınır, güvende ve huzurlu hissederim. Sanırım örgü örmeye başladığımdan beri, bu yüzden hep hırka örüyorum:)
Annem'e Sevgilerimle...

Gelelim bugüne...
Büyüyünce içimi ısıtan cümlelerden biri; telefonun ucundaki bir dosta,
"Çayım taze, sıcak simitleri al gel" demek...
Bu cümle benim için dostluk demek, huzur demek, paylaşmak demek, hadi gel demek, gel de iki lafın belini kıralım demek. Davet eden de olsan, edilen de, ne fark eder ki?
Çayım taze...
Hadi alın sıcak simitlerinizi, peynirlerinizi, gelin bloğuma, iki lafın belini kıralım :)

Heyyfi

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Fotoğraf Albümlerimden,Tayland, Bangkok

Tayland, Bangkok'a iki kez gittim. İkisinde de en büyük problemim yemek oldu. Gerçi deniz mahsüllerini sevdiğim için yiyecek birşeyler buldum ama orada ne zaman tabağınıza ne geleceğini bilemiyorsunuz.
Her yer ki buna insanları da dahil, kendilerine özgü bir kokuya sahipler.
Kullandıkları baharatlarla ilgili sanırım.
Biz Türkiye'de hani sokak arabalarından leblebi, badem, fıstık gibi şeyler alıyoruz ya, onların da böyle arabaları var sokaklarda ama üzerindekiler biraz farklı.
Onlarda böyle satılan şeyler, bizim "haşere" diye tabir ettiğimiz şeyler:)


Hamamböcekleri, çekirgeler ıyggg.
Ne siz sorun, ne de ben anlatayım en iyisi (gerçi biraz anlattım galiba).
Genellikle hemen her yerde tapınakları görüyorsunuz. Orada gidip mum yakıyor, dilek diliyorsunuz. Annemin orada mum yakmadığı tapınak pek kalmamakla birlikte, dönünce de hacca gitti:)


Gece pazarları çok meşhur. Çok uygun fiyatlara çok ilginç şeyler alabiliyorsunuz. Sakın pazarlık etmeyi unutmayın. Onun raconu da hesap makinesi ile oluyor.
O bir rakam yazıyor, siz yooo işareti yapıyorsunuz işaret parmağınızla. Sonra hesap makinesini size uzatıyor siz rakam yazıyorsunuz. Derken fiyat epeyce iniyor.
Dikkat edilecek husus, bu pazarlarda birşeyin fiyatını sormanız demek o şeyi almak zorundasınız demektir. Çünkü sorduğunuz an, neredeyse peşinizden otelinize kadar gelebilme ihtimallerini gördüm. Kurtulmak için pazarlık başlayacak ve siz elinizde poşetle oradan uzaklaşacaksınız:)
Tabii bir de Thai masajı var.
Biz kalabalık bir grupla gittik. Kadınları ve erkekleri ayrı ayrı salonlara aldılar ve masaj başladı.
Çok güzel Thai kızlar önce bizlere özel bir ritüelle birlikte çay ikram etti. Meğer bu olacaklara bir hazırlıkmış. Bir ara ayağımı burnuma sokmak için uğraşıyor diye düşünmeye başlamıştım.
Sonra yanımdaki arkadaşımdan bir çığlık yükseldiğini duydum. Şöyle bağırıyordu: "Eğer bana yapılan bu masaj kocama da yapılıyorsa tutmayn beniii" :)
Masajın verdiği rahatlama ile oradan huzurlu bir şekilde ayrıldık.


Sonra hep beraber Pattaya'ya gittik ve muhteşem doğa eşliğinde okyanusa karşı masamızda arz-ı endam eden deniz mahsüllerini yemeye başladık.
Saçlarımızı boncuklarla ördürdük ve kürkçü dükkanına döndük.
Tekrar Tayland'a gidersem götüreceğim 3 şey:
1- Tabi ki hijyen mendilleri
2- Birkaç kutu konserve sarma
3- Aklına estikçe yağan muson yağmurları için giy-çıkar yağmurluklardan.
Bir sonraki yazımda fotoğraf albümlerimden Venedik yansıyacak.
Sevgilerimle...

Heyyfi

Posted using BlogPress from my iPad

16 yorum:

  1. Çok keyifli anlatmışsınız bu günlerde o masaja benimde ihtiyacım var.Sevgiler..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sorma Mehtap'cığım, bir iyi geldi bir iyi geldi.
      Keyif aldığınıza çok sevindim:)
      Sevgilerimle...

      Sil
  2. sen çok yaşa,sabah,sabah neşelendirdin beni,iyi gezmelere.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Mazes'ciğim, beğendin demek. Seni neşelendirebildiysem ne mutlu bana, doğum günü hediyesi olsun benden sana:)
      Şiir gibi oldu sanki:)
      Sevgilerimle...

      Sil
  3. Çok hoş anlatmışsın yaw. Yiyecek konusunda ben ne yapardım bilmem. Deniz ürünleriyle (midye dolma hariç) hiç aram yoktur çünkü.

    Masaj konusu ilgimi çekti. Masaja bayılırım çünkü. Ama masajı yapan uzakdoğulu erkekler hiç cazip gelmedi açıkçası :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Amanda amannn, benim Depresif 'im gelmiş.
      Ayuların en tatlısı, eğer yolun Bangkok'a düşerse, belli ki yiyecek problemi yaşayacaksın. Bundan dolayı yanına kalıp kalıp ezine peyniri, zeytin, ekmek ( adamlar ekmek bile yemiyor), ve muhtelif gıda maddeleri götürmelisin. Ayrıca tabiki bu yiyecekleri gümrükten geçirmek için de bir plana ihtiyacın olacak:)
      Yani biraz karışık olacak senin için:)
      Sonra Bangkok'dan depresif olarak değil, sıfır beden ayu olarak gelirsin ki bu da senin karizman için isteyeceğimiz birşey değil.
      Ayu'cuğum yahu. Yorumuna neredeyse makale yazmışım şimdi fark ettim:)
      Sevgilerimle...

      Sil
    2. Böyle güzel yoruma can kurban efenim. İzmirden koccamannn öpücükler ;)

      Sil
    3. Bekle beni İzmiiirrrr!!!!
      Ekim'de oradayım.
      Depresif'im Ankara'dan da sana kocaman öpücükler.
      Sevgilerimle...

      Sil
  4. O masajdan ben de istiyorum da yemek işi fenaymış doğrusu:) Biz de bizim meşhurlar gibi otel odasında ütü ile sucuk ızgara yaparız. Ekmek olarakta valize t-shirtlerin arasına lavaş katlar koyarız.

    YanıtlayınSil
  5. Elif'ciğim süpersin yahu:)
    Fikirler müthiş!
    Hele lavaş kısmı ancak biz Türkler'in düşünebileceği bir çözüm.
    Kendimi bir casus filminde gibi hissettim:)
    Bu muhteşem katılım için teşekkürler.
    Sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
  6. Hahha! O haşereler yüzünden sırf bir gün olur da gidersem aç dönerim herhalde ülkeye :)) Ordakiler için normal gerçi ama ben o üstteki fotoğrafi dahi görünce bi tuhaf oldum :)) İyi gezmişsiniz.

    YanıtlayınSil
  7. Gerçekten onlar için çok normal Deniz'ciğim.
    Düşünsene bizim badem, fıstık istememiz gibi onlar da, "versene oradan bir külah çekirge ile hamamböceği karışık olsun, ne tuttu orası bakiyim " diyorlar demek ki:)
    Eğer gidecek olursan Elif yukarıdaki yorumunda çok güzel önerilerde bulunmuş:)
    Sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
  8. yazınızı okurken nekadar keyif aldığımı anlatamam:)hele masaj kısmı çok güldürdü beni:))bende ara ara masaja gıdıyorum ama isveç masajına thai masajında sanki biryerimi kırarlar çıkarırlar diye korkuyorum :))ay Allahım nasıl yiyorlar o böcükleri..ben görmeye bile tahammül edemiyorum..:)

    YanıtlayınSil
  9. Keyifle okumana çok sevindim Sevil'ciğim.
    Bir de o masajı yaparlarken yüzlerindeki ifade de çok ilginç.
    Huzur akıyor yüzlerinde, benim de akacak yüzümden huzur ama hele birde sıra ayaklara gelince başlıyor bende kıkırdama. Ne yapayım gıdıklanma durumu işte:)
    Böcükleri de bir güzel yiyorlar vallahi. Afiyet olsun ne diyelim. Protein işte:)
    Sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
  10. tanıştığıma memnun oldum.
    hoş paylaşım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Beğendiğinize sevindim.
      Sevgilerimle...

      Sil