Neden "Çayım taze..."?

Aklıma geldiğinde içimi ısıtan bazı anlar vardır.
Bunlardan çocukluğuma dair hatırladığım; annemin, sabahtan akşama kadar sokaklarda oynadığımızda ve heryerimiz toz-kir içindeyken, bizi içeriye alma çabasıyla seslenişidir: "Çocuklaaar, hadi artık akşam soğuğu çıktı, içeriyeeeee!!!"
Artık akşam soğuğu çıkmıştır, bundan korunacağımız, ısınacağımız, temizleneceğimiz yuvaya çağrılmaktır bu. Güven verir, huzur verir, içimi dinginleştirir. O günlerde de, şimdi de...
Artık yetişkinim. Beni akşam soğuğu çıktığı için eve çağıran ses yok. Hâlâ zaman zaman akşam soğuğu çıkıp, üzerime bir hırka almam gerekse, içim ısınır, güvende ve huzurlu hissederim. Sanırım örgü örmeye başladığımdan beri, bu yüzden hep hırka örüyorum:)
Annem'e Sevgilerimle...

Gelelim bugüne...
Büyüyünce içimi ısıtan cümlelerden biri; telefonun ucundaki bir dosta,
"Çayım taze, sıcak simitleri al gel" demek...
Bu cümle benim için dostluk demek, huzur demek, paylaşmak demek, hadi gel demek, gel de iki lafın belini kıralım demek. Davet eden de olsan, edilen de, ne fark eder ki?
Çayım taze...
Hadi alın sıcak simitlerinizi, peynirlerinizi, gelin bloğuma, iki lafın belini kıralım :)

Heyyfi

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Fotoğraf albümlerimden, Mısır

En çok merak ettiğim ve görmek istediğim yerlerdendi Mısır.
Ta ki gidip görene kadar, bir kez yeterli oluyor:)
Evet piramitler insanı hayrete düşürüyor ve gerçekten de bunu insan nasıl yapar dedirtiyor.
Uzaylıların yaptığına bile inananlar var.
Kim yaptı bilmiyorum ama sonuç muhteşem, dudak uçuklatan cinsten.






Tutankamon'un mezarından çıkarılmış şeyler muhteşemdi. O dönemlerde insanlar öldükten sonra tekrar dirileceklerine inandıkları için, dirildiklerinde yanlarında en iyi, en güzel, en değerli eşyalarının olmasını isterlermiş. Bunun için de mezarları büyük servetler eden eşyalarla doluymuş.
Tutankamon'un da mezarından çıkanlar hep öldükten sonrası için hazırlanmış olan çok değerli eşyalar. Bizler gelecek için yatırım yaparız ya, evler arsalar vb., onlar da hep öldükten sonrası için hazırlanmışlar.
Peki ne olmuş?
Onların dirildiklerinde kullanacakları eşyaları yağmacılar çalmış.
Tutankamon'un mezarından bulunabildiği kadarı toplanmış ve bir müzede gösteriliyor.
Öyle bir oda dolusu falan değil, birkaç ev döşenir o mezardan çıkanlarla.
Allah sağlıkta yedirsin ne diyelim:)


Mısır'a yolunuz düşecekse (ki, şu sırada siyasi karışıklıktan ötürü çok zor görünüyor), size tavsiyem yanınıza bolca o hijyen sağlayan jellerden almanızdır.
Biz Türkler orada çok iyi tanınıyoruz.
Bizim Türk olduğumuzu anladıklarında, "yavaş yavaş Hasan Şaş" diyorlardı.
Fakat bunu öyle birkaç kez duymuyorsunuz. Sanki bu söylem onların Türkler'i selamlama yolu olmuş.



Bir de trafiğinden bahsetmeden yapamayacağım.
Biz burada adrenalin için lunaparka falan gideriz ya, özellikle çarpışan arabalar kısmı bir Mısırlı için çok sıkıcı gelirdi. Çünkü onlar hayatlarının içinde sürekli bu "keyfi" yaşıyorlar:)
Arabaların çoğunda yan ayna kopmuş olduğu için, küçük bisiklet aynaları bizim " don lastiği" diye tabir ettiğimiz lastiklerle arabanın kenarına tutturulmuş durumda. Bindiğimiz taksi harekete geçtiği anda bizden çıkan sesler, lunaparkta fazla adrenalinden eğleniyor mu, korkuyor mu belli olmayan insanların çıkarttığı sesler gibiydi.
Bu çığlıklar karşısında coşan şoförümüz(!), bize asla unutamayacağımız bir "çarpışan araba" etkinliği yaşattı.
Yani demem o ki bir daha Mısır'a gidecek olursam yanımda götüreceğim 3 şey:
1- Bolca hijyen mendilleri ve jelleri,
2- Muhteşem tarih için fotoğraf makinam,
3- Ne olur ne olmaz diye birkaç metre don lastiği.
Bir sonraki yazım, Tayland Bangkok hakkında olacak.

Sevgilerimle...

Heyyfi BlogPress from my iPad

7 yorum:

  1. Harikasın. Mısır'ı görmeyi çok istiyorum ama ne zaman niyetlensem bir olay oluyor orada ve rafa kaldırıyorum gezi fikrimi. Hatta bir keresinde turistleri silahla taramışlardı. Fotoğraflar çok hoş Heyyficim. Ayrıca don lastiği fikri süpermiş :))

    YanıtlayınSil
  2. Benim sevgili ayu'cuğum, biz şanslıydık ve bu olaylar yokken gitmiştik.
    Fotoğraflar konusuna gelince de, o zamanlar blog yazma fikrim olmadığı için, karelerde bizim olmadığımız olanı pek yok. Olanları koydum:)
    Don lastiği fikri gerçekten müthişti.
    Bizde gördüğümüzde çok eğlenmiştik:)
    Sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
  3. harika! mısır ha..gezmeyi deli gibi seven biri olarak mısırı hep merak etmişimdir şimdilerde de cesaret edemiyoruz ama okumak bile iyi geldi teşkkürler

    YanıtlayınSil
  4. Beğendiğine çok sevindim. Eşimle dünyayı gezmeyi seviyoruz. Gidebildiğimiz ölçüde gidip geziyoruz. Gittiğimiz ülkeleri zamanla anlatmaya çalışacağım.
    Yarın Bangkok var. Umarım onu da beğenirsin.
    Sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
  5. Merhaba çay içmeye geldim.Bir arkadaşım bize hep basit hayat mutlu hayat derdi o yüzden şiiri çok beğendim Yalçın beyin ellerine sağlık.Mısır gezisi benimde hayalim inşallah bir gün kısmet olur.Sevgiler..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne iyi ettiniz de geldiniz. Hoşgeldiniz.
      Umarım Mısır hayaliniz gerçek olur.
      Şu baharları geçerse eğer tabii:)
      Sevgilerimle...

      Sil
  6. dünyayı gezmeyi seviyorum ama sadece tv.belgesellerinde ,biz 2 kardeştik ,her sene okul gezilerine beni salalardılar (küçük kızlarını nerdeyse hiç),büyüdüm ülkede her yerini gezdim ,bıkkınlık mı ne ,şimdi evden bile çıkmak istemem,ama gezdim^'mi tam gezerim ,İzmir nerede ,Iğıdır nerede ,gezirsem mecburiyetten gezerim.Mısır ise gerçekten rüya ülkesi,o kadar ilginç tarihi var.

    YanıtlayınSil