Neden "Çayım taze..."?

Aklıma geldiğinde içimi ısıtan bazı anlar vardır.
Bunlardan çocukluğuma dair hatırladığım; annemin, sabahtan akşama kadar sokaklarda oynadığımızda ve heryerimiz toz-kir içindeyken, bizi içeriye alma çabasıyla seslenişidir: "Çocuklaaar, hadi artık akşam soğuğu çıktı, içeriyeeeee!!!"
Artık akşam soğuğu çıkmıştır, bundan korunacağımız, ısınacağımız, temizleneceğimiz yuvaya çağrılmaktır bu. Güven verir, huzur verir, içimi dinginleştirir. O günlerde de, şimdi de...
Artık yetişkinim. Beni akşam soğuğu çıktığı için eve çağıran ses yok. Hâlâ zaman zaman akşam soğuğu çıkıp, üzerime bir hırka almam gerekse, içim ısınır, güvende ve huzurlu hissederim. Sanırım örgü örmeye başladığımdan beri, bu yüzden hep hırka örüyorum:)
Annem'e Sevgilerimle...

Gelelim bugüne...
Büyüyünce içimi ısıtan cümlelerden biri; telefonun ucundaki bir dosta,
"Çayım taze, sıcak simitleri al gel" demek...
Bu cümle benim için dostluk demek, huzur demek, paylaşmak demek, hadi gel demek, gel de iki lafın belini kıralım demek. Davet eden de olsan, edilen de, ne fark eder ki?
Çayım taze...
Hadi alın sıcak simitlerinizi, peynirlerinizi, gelin bloğuma, iki lafın belini kıralım :)

Heyyfi

1 Ocak 2013 Salı

FOTOĞRAF ALBÜMLERİMDEN- DUBROVNİK

Dubrovnik'i anlatmaya başlamadan önce, başınızın tam üzerinde duran, içi sürekli değişen ve bizim düşünebildiklerimizle sınırlı kalan, belki de bize en özel şey olan "hayal baloncuğunuza" bir süre karışacağım izninizle. Çünkü Dubrovnik'i sadece gördüklerimle değil, hissettiklerimle de paylaşmak isterim.
Şimdi hayal baloncuğunuza, kocaman yemyeşil gözleri olan, uzun boylu, bakanı tekrar tekrar dönüp baktıracak kadar güzel, alımlı, mağrur, güçlü duruşu her daim onunla yaşayacak gibi görünen bir kadın yerleştirin.
Gerektiğinde konuşan, gerektiğinde gülen, hiç beklemediğiniz bir anda, çok zekice espriler yapan ve sizi bu davranışıyla şaşkınlık içinde bırakan, geçmişten gelen ürkek bakışları, bir anda yumuşak ama bir o kadar da güçlü bakışlara dönüşebilen, aynı zamanda sevgi ile dolu olduğunu, ancak birkaç cümlesinin peşinden anladığınız, sanki yıllardır tanıdığınız ve yanında huzurlu hissettiğiniz yabancı bir kadın...
İşte Dubrovnik bir kadın olsaydı böyle bir kadın olurdu.
Şehir, daha siz havaalanından merkeze doğru ilerlerken, gizli gizli göz kırpıyor. Sanki yıllardır sizi bekliyormuş gibi hissettirip, sizi özlemle kucaklıyor. Sanki şehir size "nerelerde kaldın, hep senin gelmeni bekliyorduk" der gibi bakıyor ve hissettiriyor. Karşılaştığımız herkes o kadar güler yüzlü ve yardımseverdi ki, çok etkilendik.


Çok ama çok güzel bir şehir. Bu güzelliğinin farkında olmakla birlikte, bir o kadar da mütevazı. Eski şehir (Grad-Old Town) denilen bir bölgesi var. Çok değil, yaklaşık 21 yıl önce oralarda çok bombalar patlamış ve çok acılar yaşanmış. Sonra iyileştirmişler hep bir elden yaralarını. Sanırım bu yüzden kadının iri yeşil gözleri, geçmişe dönük ürkek, bugüne dair de güçlü bakıyor.


Eski şehir bölgesini gezerken, konusu ortaçağda geçen bir masal kitabının sayfaları içinde dolaşıyor gibisiniz.





Yılın son günü meydandaki kutlamalara katıldık. Sıcak şaraplarımızı içtik.
Muhteşem havai fişek gösterileri, konserler ve tabi Hırvatça 10'dan geriye doğru sayım :))


Bir ara kendimi Taksim meydanında sandım, çünkü meydanda her yerden Türkçe konuşmalar duyuluyordu. Çok fazla Türk vardı.
Hırvat kızlar yeni yıl için gece kıyafetlerini giymişti. Çok ilginç bir durum vardı yalnız, hepsi minicik dar etek ve altında kırmızı, mavi ve çeşitli renklerde çok yüksek topuklu ayakkabılar giyiyordu. Saat ilerledikçe, meydanda neredeyse iki tür insan grubu vardı. İlki, üstüste giyinmiş, spor ayakkabılı ve rahat kıyafetli Türk vatandaşları, diğer grup da, upuzun, sütun bacaklı, kısa etekli Hırvat kızlar. İnanın, bir çorap reklamı bile bu kadar bacağı bir araya getiremezdi. Her yerde onlar vardı. Meydanın her yeri onlarla kaplıydı. Bir süre sonra meydanda sadece muhteşem bacaklar yürüyordu.
Dubrovnik'te obez insana hemen hemen rastlamadım. Bu sadece benim gözlemim, herhangi bir bilgiye yada araştırmaya dayalı değil.
Bizim memlekette bolca bulunan bazı şeyler oraya henüz ulaşmamış. Ulaştığında da modern(!) yaşamın getirdiği bir çok şeye sahip olacaklar. Bunların başında da obezite gelecek sanırım.
Öncelikle burada her yer hastanelerle dolu değil. Gördüğümüz hastane de bomboştu zaten. Öyle insan kuyrukları falan yok.
"Fast-Food" gıda satan yerler hemen hemen hiç görmedik. En fazla pizzacılar var.
Büyük büyük, içine girince farkında bile olmadan bir sürü para harcayabileceğiniz ve üst katına çıkıp fast food yemek yiyebileceğiniz kocaman AVM'ler yok. Sadece içinde birkaç dükkanın olduğu, işi olanın girip işini halledip çıkacağı küçük alış-veriş merkezleri var.
Şehir yamaçlarda kurulmuş olduğu için, insanlar evlerine yürüyerek ve merdiven çıkarak gidiyorlar.
Marketler çok ilginç geldi. Girdiğimiz her marketin yaklaşık %40'ı sağlıklı yiyecekler reyonundan oluşuyor. En önemlisi de, marketlere çocuklarınızla girdiğinizde, "3 al, 2 öde" cinsinden promosyonlu, her tarafa yerleştirilmiş olabildiğince sağlıksız ürünler yok. Varsa da çok az.
Şimdi böyle bir yaşam şeklinde obez, sağlıksız insan oluşmuyor doğal olarak.
Sonuç olarak da çok sayıda hastaneye ihtiyaç duymuyorlar.
Çok uzun oldu biliyorum ama, Dubrovnik'e gidip de duvar turu yapmadan sakın dönmeyin. Eski şehri kalenin duvarlarından geziyorsunuz. Muhteşemdi. Bir şehir nasıl böyle korunabilmiş inanılır gibi değil.


İnsanlar o kadar güler yüzlü ki, sizde sürekli gülmek istiyorsunuz.
Bahsetmeden geçemeyeceğim ve yolunuz düştüğünde mutlaka yapın diyebileceğim şeylerden biri de, şehrin en yukarısına çıktığınız teleferik turu.


Muhteşemdi. Oralara kadar çıkmışken de yemeğimizi burada yiyelim dedik. İddialarına göre, burası Adriyatik'in en güzel manzaralı restoranıymış.


Bu arada biz Dubrovnik'e kışın gittiğimiz için, bu döneme ait gözlemlerimi paylaştım. Yazın herşey farklı oluyorsa, ben daha o konuya gelmedim:))
Demem o ki dostlar, Dubrovnik beni çok etkiledi.
Hayata dair çok dersler çıkarıp, tazelenmiş ve hayata tekrar yenilenmiş olarak döndüm.
Tekrar Dubrovnik'e gidecek olsam yanımda götüreceğim 3 şey:
1- Hırvat kızlar için, gece kıyafeti alternatifleri olan bir moda dergisi,
2- Bolca simit (O kadar çok Türk var ki, küçük bir servet edinirsiniz bayramlarda :) ),
3- "Tarihini Çok İyi Korumuş Şehir" Oscar heykelciği...
Bir sonraki "Fotoğraf Albümlerimden" yazıma Meksika yansıyacak.
Sevgilerimle...
Heyyfi...

- Posted using BlogPress from my iPad

40 yorum:

  1. Sevgili heyfi'ciğim ne iyi etmişsiniz gitmekle, fotoğraflar da yazın da çok hoşuma gitti, yeşil gözlü güzel kadına benzettiğin Hırvatistan'ı görmek isterim bir gün darısı başıma:))ben huyum kurusun aklıma ister istemez sekiz parçaya bölünen Yugoslavya'yı da aklıma getirdim!:(((ülkemizi bekleyen son belki de:(öyle ya kaç sene oldu ama bir zamanlar Yugoslavya diye bir ülke vardı...:((
    hep sağlıklı yiyecekler satılması çok hoşuma gitti darısı başımıza ama bizde olmaz malum kapitalist ekonominin amacı sadece kar etmektir ne pahasına olursa olsun:( ya o kızlar üşümüyor mu yaa:)))
    sevgiler canım

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Müjde, Yugoslavya ile ilgili aynı yorumu bizde eşimle yapmıştık. Haklısın.
      Kızlara gelince, üşümüyor gibi görünüyorlardı ama nasıl olduğunu anlayamadım:))
      Ben de kar pantalonları ile gezdim hep:)
      Sanırım ben yaşlanmışm. :))
      Sevgiler...

      Sil
  2. Ne güzel fotoğraflar onlar öyle ..Harikasınız:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Arseli'ciğim. Sen de harikasın:))
      Sevgilerimle...

      Sil
  3. Çok canım çekti çooo :( Beni de Dubrovnik'e götürsün birisi derhal!
    Teşekkürler, fotoğraflar da anlatım da çok hoş :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Esen hoş gelmişsin çayımı içmeye:)
      Umarım en kısa zamanda senin de yolun düşer oralara.
      Tavsiye ederim.
      Sevgilerimle...

      Sil
  4. Heyyfiiimmmm canim hosgeldin hosgeldin..Bu ne guzel anlattim boyle hemen suan gidesim geldi Dobrovnik e..bu kadarmi icten dogal anlatilir..resimlerinize adriatik in yukardan gorunusune, yemek yerken ki ikinizin rsimlerine ve diger resimlerin hepsine bayildim bayildim:)) Hosgeldin..guzel yuzunuzden(esinle senin) gulucukleriniz eksik olmasin canim..sevgiler:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım canım canım Dost'um, hoşbuldum gerçekten. Çok özledim sizleri. Fotoğrafları eşim çekti. Ama onun tek olduğunu da ben çektim:)
      Güzel olmuş değil mi?
      Güzel dileklerine teşekkür ederim canım, şarapları içerken hep kulaklarını çınlattım:))
      Sevgiler canm...

      Sil
  5. harika bir paylaşım olmuş,teşekkürler...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Mehtap çok teşekkür ederim ben de.
      Beğenmene çok sevindim.
      Sevgilerimle...

      Sil
  6. Ne kadar güzel ve içten anlatmışsın. Bir an ben de geziyorum ve oralardayım gibi bir hisse kapıldım. Hatta hani gidersek falan diye notlar bile aldım. (Hırvat kızlar kısmı hariç, o kısım notlarda yok. :)) ) Adamları takdir etmemek elde değil. Savaştan çıkıp çok kısa sürede bu hale gelmek kolay hadiye değil. Çok güzel bir kültür gezisi olmuş aslında çok iyi yapmışsınız.
    Açıkcası yazının sonuna doğru Hırvat kızlarının bir fotografını bekledim. Hani yılbaşı modunda Hırvat kızları nasılmış . Merak işte. :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İlhan sen çok yaşa emi:))
      Yorumunu okurken o kadar güldüm ki. Lütfen notlarına şunu da ekle, Hırvat kızların bu hallerde ortaya çıkmaları için yeni yıl gibi, ülke genelinde kutlamalar olmalı:)) Fotoğraf çekmediğim için de çok pişman oldum ayrıca:)
      Gerçekten bir kültür gezisi gibi oldu. Teleferikle çıktığımız tepede, savaş müzeleri var. İnsan tuhaf oluyor tabii. Bir de yakın tarihe ait olduğu için(1991-1995), değişik duygular hissediyorsun.
      Dubrovnik gezisini tavsiye ederim. Aslında hep söylerim ya, bir hayalim de bloger arkadaşlarla bir gezi ayarlamak. Ama bunun için bunu organize edecek birileri lazım. Bu konuda destek alacağımızbir bloger arkadaş olursa neden olmasın değil mi?
      Sana kocaman sevgiler gönderiyorum...

      Sil
  7. Canım benim hoşgeldin, sefalar getirdin:)
    Hemen hemen hepimiz ülkeleri ,şehirleri dişi karakterlerle özdeşleştiririz, sen de en güzel şekilde yapmışsın.
    Pek sevdim oraları, sağlıklı sağlıklı yaşıyorlar ne güzel:)
    Hastaneyi yolunun üzerinde olduğu için görmüşsündür diye umuyorum...
    Canım kar geldi evden seyretmesi güzel ama Allah kimseyi zorda bırakmasın inşallah...
    Sevgiler gönderiyorum:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Terazilerin en tatlısı, gerçekten çok haklısın. Bu tür anlatımlarda hep kadına benzetilir şehirler. Nedendir ki?
      Hastane evet yolumuzun üzerinde olduğu için görüyorduk hergün:)
      Bu arada çayyoluna hala gelmedi kar :((
      Heyecanla bekliyorum.
      Haklısın canım kimse zorda kalmaz umarım.
      Sevgiler Elif'im...

      Sil
  8. Havai fişeklere ve Adriyatik manzaralı restorana bayıldım. Gördüğüm kadarıyla şehir tarihi bir dekor gibi, ne kadar da iyi korunmuş gerçekten. Ama bir hususa takıldım. Pek obez görmemişsin orada. Görüntüyü bozmamak adına Dubrovnik'e gitmeyeyim bari :)

    Hoş anlar yaşamana sevindim Heyyfim. Sanki ben gitmiş gibi mutlu oldum ;)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canların canı, canım arkadaşım, sen yeter ki bir yere git. Değil oranın görüntüsünü bozmak, neşe getirirsin, keyif getirirsin. Dünyalar tatlısı arkadaşım benim.
      Çok güzel tarif etmişsin bu arada, şehir tarihi bir dekor gibi.
      Bu arada tahinli tarifin için tekrar çok teşekkür ederim canım. Yarın yapacağım. Tabii tembellik etmezsem:))
      Canımın içi ayucum, sana kocaman sarıldım...

      Sil
  9. Hoşgeldin Heyyfi, yokluğun hissediliyor itiraf etmeliyim :) bu seyahat seni epey beslemiş görüyorum ki, harika bir izlenim sunmuşsun.
    Meksika'yıda merakla bekliyor olacağım.
    Sevgiler...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Senfonilerin en lezzetlisi, ne büyük bir zenginliktir yokluğunun hissedilmesi:))
      Bu sözün benim için çok kıymetli, çok teşekkür ederim canım.
      Sizleri gerçekten çok özlemişim.
      Sizler sayesinde neredeyse yemek yapmayı bile öğreniyorum:))
      Çok teşekkür ederim canım bu sıcak yorumun için.
      Sevgilerimle...

      Sil
  10. Hosgeldin Heyyfi..Oylesine guzel anlatmissin ki orayi gidip gormek istedigim yerler listesine yazmak zorunda kaldim. Resimlerde harika. Blogcular bir olup orada bir simitci acsak nasil olur dersin?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Şule, hoşbuldum. Sizlerden uzak kalınca çok özlüyorum gerçekten.
      Bence de listeye almakla çok iyi bir karar vermişsin. Mutlaka görülmesi gereken bir yer.
      Bu arada simitçi fikrine bayıldım:))
      Tabii, blogerlar arasında en yemek yapamayan ben olduğum için, siz simitleri yaparsınız ben de masalara servis yaparım. Aaa süper oldu bu yahu:))
      Herkes bir görev seçer kendisine. Çok tuttum bu fikri çok. Harikasın:))
      Sevgiler sana Ankara'dan Şule'ciğim...

      Sil
  11. Ne guzel sıcak samimi anlatmissin heyyfi
    ;)
    Resimler çok guzel sende tabiki:)
    Severek okudum sanki oradaymisim gibi oldum.
    :)
    Iyi geceler;)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım Şirinem, teşekkür ederim. Sen de çok tatlısın. Sana da iyi geceler diyeceğim ama günün günaydın denebilecek zamanında yazıyorum bu yazıyı:))
      Günaydııınnn Şirineeemmm.....

      Sil
  12. HOŞ GELDİN CANIM BENİM,ÖZLETTİN KENDİNİ.GÜZEL VAKİT GEÇİRMİŞİN BELLİ YÜZLERİNİZDEN CANIM.HOŞ GELDİN CANIM BENİM.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hoşbuldum Mazes'im. Ben de sizi o kadar çok özlemişim ki anlatamam. Gerçekten güzel vakit geçirdik canım. Tazelendim ve döndüm:)
      Sevgiler canım Mazes'im...

      Sil
  13. bayıldım yazıya...
    şehiri bir kadına benzetmek 40 yıl düşünsem aklıma gelmeyecek bir şey:)
    ben yazın gezdim oraları...
    buz gibi denizi,
    küçük,dar sokakları,
    eski şehiri,
    dar merdivenleri,
    şehirin girişinden itibaren her oteli gösteren okları...
    aklımda kalanlar,
    ayrıca pizzası
    ve deniz ürünleri
    ve şarapları:)))
    mutlu yıllar:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aynaların en güzel şeyleri göstereni; yazın nasıl olduğunu çok merak ediyorum aslında. Şehir kışın sanki içine kapanmış gibi. Yazın sanırım daha hareketleniyordur.
      Şaraplar harikaydı gerçekten ve hemen hemen hergün soluğu pizzacıda alıyorduk:) burada yemediklerimin acısını çıkarttım, yasaklar delinirse sonuna kadar hakkını kullanacaksın değil mi?
      Yazıyı beğenmene çok sevindim, çok mutlu oldum.
      Sevgilerimle...

      Sil
  14. hoşgeldin :))
    Gezinin güzel geşmesine çok sevindim...
    En çok da sağlıklı beslenme konusunda yazdıkların dikkatimi çekti, bu konuda onları çok tebrik etmek lazım, dünyada kaç tane ülke böyle yapıyor acaba.
    nice nice böyle güzel gezilere...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet haklısın, beslenmeye önem veriyorlar bence. Tabi bu sadece benim gözlemim. Ülke politikası mı yoksa henüz bazı şeylerin ülkeye gelmemiş olmasımı bilmiyorum ama, herkes çok sağlıklı görünüyordu.
      Umarım bir gün hep birlikte blogerlar olarak gideriz:)
      Sevgilerimle...

      Sil
  15. Ne güzel anlatmışsın heyficiğim. özellikle benzettiğin kadın profiline hayran kaldım. inşallah birgün bende gidebilirim buralara. Ankara dan sana çok yakın denecek kadar mesafedeyim tabiki.. Tekrar hoşgeldin sefalar getirdin. sevgiler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene çok sevindim Şükran'cığım. Şehre daha ilk girdiğimizde sanki o kadını görür gibi oldum. Elimden geldiğince de sizlere aktarmaya çalıştım.
      Bu arada Ankara' da isen gerçek çayımı içmeye de beklerim:) Çok sevinirim.
      Umarım sende gidersin canım gerçekten güzel biryer.
      Özlemişim sizleri gerçekten :)
      Sevgilerimle canım...

      Sil
  16. Kadın betimlemen harikaydı. Gözümde canlandırıp onu o şehirle bütünleştirmem zor olmadı. Yine çok güzel bir gezi yazısı olmuş. Gözlemlerin de çok güzel ve modern yaşam böyle olmalı bence. Sağlıksız yiyeceklerden arınmış, insanların daha bilinçli ve güleryüzlü olduğu, hayatın stresininin değil de yaşamanın verdiği güzel enerji yansımalı yüzlere.
    Çok merak ettiğim bir şehir oldu sayende Dubrovnik.
    Sevgiler Heyyfim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım Deniz'im, beğenilerinizi dile getirdiğinizde çok mutlu oluyorum...
      Zor yıllar geçirmiş bir şehir orası.
      Gitmeyi düşün derim. Biliyorsun hayalim tüm bloger arkadaşlarla seyahat etmek ama olurmu bilmem. Belki birgün hep beraber gideriz bellimi olur:)
      Sevgiler canım..

      Sil
  17. Mekan guzel, keyifler güzel daha ne olsun :) Hırvat kızlarını pas gecelım :(
    Sağlıklı beslenmelerıne şaştım...teeeeee eskiden bızım toplumda öyle idi...sanırım zamının getırdıklerıne kurban olan ülkelerden olduk . Ne yazık!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef öyle. Modern yaşamın getirdikleri bunlar. Bir zamanlar bizler de evdeki eksikleri mahalle bakkalından alırdık:)
      Sevgilerimle...

      Sil
  18. Ne iyi yapmışta gitmişsiniz,Heyyfi,keyfiniz bol olsun.Bende Dubrovnik turu yapmıştım.Mesela mostar köprüsüne bayılmıştım, biz bayağı etrafı gezmiş.Adalara bile gitmiştik.Beni en çok etkileyen fast foodun girmemesi benide çok etkilemişti.
    Allah içinize sindirsin.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Ihlamurcum, biz 8 gün kaldık ama o detayda gezmedik. Bütün günlerimizi Dubrovnik yaşamının içinde geçirdik. Neredeyse komşularımız bile oluşuyordu:))
      Güzel dileklerin için teşekkür ederim canım...

      Sil
  19. canımmm heyfimmm hoşgeldin :))dubrovnik havasıyla geldin ne güzel..öyle güzel anlatmıssınki oralar gözümün önünde yeniden canlandılar..dubrovniği yeniden gidesim gedi gerçekten.. dediğin gibi gerçekten çok güzel bir şehir ..hastaneye yolda gidip gelirken gördüğünüzü umuyorum ..sizde mi bobin kuk bölgesinde kaldınız?ahhh teleferik konusunda şanslıymıssınız ne güzel günlük güneşlikmiş hava canım..biz cıktıgımızda ucuyoruz sandık yagmur fırtına ama yınede çıkmıştık :))
    bu arada bol gülümsemeli sağlıklı mutlu ve huzur dolu çok güzel bir yıl diliyorum canım..çokkkk öpüyorum seni..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım, senden o kadar güzel dinledik ki Dubrovnik'i, gitmeden olmazdı:)
      Senin yazından da bolca faydalandık canım, çok teşekkürler...
      Evet bizde Bobin kuk bölgesinde kaldık.
      Ariston oteldeydik.
      Ben de sana bol bol ışıklı bir yıl dilerim canım arkadaşım...
      Sevgilerimle...

      Sil
  20. Ne güzel bir gezi olmuş canım ne iyi yapmışsınız bizde hep gitmek istiyoruz ama.Sevilde gitmiş anlatmıştı bana çok beğendini.Onun resimlerindede gitmiş kadar olmuştum çok güzeldi.Daha nice nice güzel gezmeler dilerim:)
    Sevgiler derya:)

    YanıtlayınSil
  21. fotograflardan cok guzel bir sehir gorunuyor.en kisa sure de buradan arabayla yola cikmak istiyoruz gormek istiyoruz.darisi basimiza.

    YanıtlayınSil