Neden "Çayım taze..."?

Aklıma geldiğinde içimi ısıtan bazı anlar vardır.
Bunlardan çocukluğuma dair hatırladığım; annemin, sabahtan akşama kadar sokaklarda oynadığımızda ve heryerimiz toz-kir içindeyken, bizi içeriye alma çabasıyla seslenişidir: "Çocuklaaar, hadi artık akşam soğuğu çıktı, içeriyeeeee!!!"
Artık akşam soğuğu çıkmıştır, bundan korunacağımız, ısınacağımız, temizleneceğimiz yuvaya çağrılmaktır bu. Güven verir, huzur verir, içimi dinginleştirir. O günlerde de, şimdi de...
Artık yetişkinim. Beni akşam soğuğu çıktığı için eve çağıran ses yok. Hâlâ zaman zaman akşam soğuğu çıkıp, üzerime bir hırka almam gerekse, içim ısınır, güvende ve huzurlu hissederim. Sanırım örgü örmeye başladığımdan beri, bu yüzden hep hırka örüyorum:)
Annem'e Sevgilerimle...

Gelelim bugüne...
Büyüyünce içimi ısıtan cümlelerden biri; telefonun ucundaki bir dosta,
"Çayım taze, sıcak simitleri al gel" demek...
Bu cümle benim için dostluk demek, huzur demek, paylaşmak demek, hadi gel demek, gel de iki lafın belini kıralım demek. Davet eden de olsan, edilen de, ne fark eder ki?
Çayım taze...
Hadi alın sıcak simitlerinizi, peynirlerinizi, gelin bloğuma, iki lafın belini kıralım :)

Heyyfi

11 Ocak 2014 Cumartesi

DENİZ-16


Deniz, çalan telefonu eline alıp ekrandaki ismi gördüğünde, kalbi sanki yerinden çıkıp boşluğa savrulacak ve bir daha geri dönemeyecekmiş gibi çarpmaya başladı. Arayan O'ydu...
O, hayatın Deniz'e hediyesiydi.
"Nasılsın?" dedi telefonun ucundaki, yüreğini dolduran ses...
"İyiyim Mehmet bey, siz nasılsınız?" dedi Deniz. Sanki çok sıradan biriyle çok sıradan bir konuşma başlatıyor gibi. Ama gerçek öyle miydi ya...
Heyecandan titreyen dizlerini sakinleştirmek için, olduğu yerdeki eski koltuğa çöktü.
"Seni görmek istiyorum, bir kahve içelim mi birlikte?"...
Deniz sanki mutluluk, utanç, mantık ve duyguların karışık yollarında kaybolmuş, tüm vücudu uyuşmuştu.
"Peki" diyebildi.
Saat 15:30 için Çankaya'da sakin bir yerde buluşmak üzere sözleştiler...
Deniz telefonu kapattı. Bir türlü kapanmayan, beyaz yağlı boyalı dolap kapağının önünde ne giyeceğini düşünmeye başladı. Sonra durdu. Ne yapıyordu? Az önce heyecandan tutmayan dizleri yüzünden oturduğu koltuğa bu kez, "Ben ne yapıyorum böyle? Büyük konuştun işte Deniz, bu işler öyle arkadaş meclislerinde ahkam kesmeye benzemiyor değil mi?" diye söylenerek oturdu.

Zihni yıllar önceye gitmişti...

1994 yılının yaz aylarıydı. Zor da olsa sonunda bir iş görüşmesi ayarlamıştı kendine.
Sakarya caddesindeki telefonların önünde, ailelerini aramak üzere sıraya girmiş üniversiteli gençlerin oluşturduğu uzun kuyruklar olurdu.



Cep telefonlarının henüz yaygın olmadığı bu yıllarda, Deniz de sık sık annesini aramak için bu sırada bekler ve özlemle annesiyle konuşurdu. Sıranın arkasından gelen "haydi artık uzatma, kapat şu telefonu" homurtularına aldırmamaya çalışarak konuşma süresini uzatmaya çalışırdı.
Bu kez aynı telefon kuyruğunda iş randevusu alabilmek için duruyordu.
Sekreter kızın "Yarın saat 14:00'de Mehmet bey sizinle görüşebilecek" sözleriyle telefonu kapattı ve çığlık atmamak için kendini zor tutarak otobüs durağına hızlı adımlarla yürümeye başladı.
Zihninden, "Hemen eve gitmeliyim, kızlarla birlikte şöyle ciddi bir iş kıyafeti seçmeliyim" diye geçirerek, soluğu Demetevler'e giden otobüs durağında aldı genç kız...
Eve geldiğinde, aynı evi paylaştığı iki arkadaşı da evdeydi.
"Kızlaaar, oldu oldu, yarın iş görüşmesine gideceğim, hemen bütün mal varlığımızı ortaya koyup bana güzel bir iş kıyafeti bulmalıyız dolaptan!"
Kızların neredeyse kendilerine ait kıyafetleri yoktu, hepsinin giysileri aynı dolapta durur, ortak olarak kullanırlardı.
"Bizim dolaptan nasıl bir iş kıyafeti çıkaracağını merak ediyorum Deniz" dedi en gerçekçi olan arkadaşı.
"İşte buldum bile, senin yeleğin ve Gülay'ın siyah pantalonu."
"Bak dikkatli kullanacaksan al, önümüzdeki hafta onu özel bir yemekte giyeceğim."
"Tamam canım, inşaat işi için görüşmeye gitmiyorum ya. Pantolonuna harç bulaşmaz, merak etme." cümlesine, mutluluğun da etkisiyle uzun uzun gülüşmeler eşlik etti...

Sabah, ütülenen yelek ve pantolonun altına, evde tek olan ve dönüşümlü olarak kullanılan siyah topuklu ayakkabıları giydi Deniz. Büyük bir holding yöneticisi edasıyla kızlara şöyle bir baktı: "Gülay, kızım bana bir çay kap getir bakayım!..". Ve yine kıkırdamaya başladı kızlar...
Saçlar taranıp, gözlere yeşil far da sürülmüştü.
Oyuncak bebek gibi görünüyordu Deniz...
Vitrine daha yeni yerleştirilmiş, yepyeni bir oyuncak bebek gibi...
Birileri tarafından vitrinden alınıp hayatın tam göbeğine düşecekmiş gibi...
Büyüme zamanının geldiği günlere birkaç saat kalmış gibi...
Deniz, zaman zaman dalgaların boyunu aşacağı, ara sıra durulup ona nefes aldıracağı günlere doğru, topuklu ayakkabısının beton zeminde çıkarttığı sesler eşliğinde yürümeye başlamıştı.


Yıllar sonra soracaktı kendine: "Bütün bu yaşayacaklarımı bilseydim, yine de gider miydim bu iş görüşmesine?"
Cevap bir an bile beklemeden belirecekti zihninde,
"Hem de koşa koşa..."

Bu yürüyüş, vaktiyle "ben asla böyle bir şeyin içinde olmam" dediği olayların tam ortasına götürüyordu Deniz'i...
Bütün bunlardan habersiz, erkek arkadaşı ile birlikte nasılda heyecanla çalmışlardı kapının çan sesli zilini...
Kapı açılmış, sekreter Deniz ve arkadaşını içeriye buyur etmişti.
Birkaç dakika sonra, önde sekreter arkada Deniz, hayatlarını kökten değiştirecek olan odaya girmişlerdi...
İşte oradaydı...
Kareli gömleğinin kollarını dirseklerine kadar kıvırmış, elinde bir gazetenin verdiği, yarısı tamamlanmış Ankara'nın ünlü Atakule'sinin karton maketi, güçlü ve sıcacık bakan kahverengi gözleriyle kapıdan girenleri selamlamıştı. Ayağa kalkıp elini uzattı...
"Hoşgeldiniz, ben Mehmet..."


- Posted using BlogPress from my iPad

45 yorum:

  1. Canım,
    heyecanlı bir yere geldik galiba. Sevgiye merhaba deyiş, tamamlandığını hissetmek, doğru adamla tanışmak. Okurken geçmişe gitmek ve sevgiyi hatırlamak ne güzel.
    Sevgiyle kal.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birgül'cüğüm, heyecanlı bölümlere geldiğimiz doğru gerçekten :))
      Beğenmene çok sevindim canım. Çok teşekkür ederim...
      Sevgiler...

      Sil
  2. Aaaa en heyecanlı yerinde kestin ama yüreğim pır pır oldu şimdi :)) süpersin canım benim, hayranım sana! Kalemi etkileyici, ruhu derin ve kendi güzel arkadaşım, öpüyorum kocaman sevgiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Öznur'um, ne kadar güzel ve sıcacık şeyler yazmışsın. Çok mutlu oldum gerçekten. Bu destek bana güç veriyor...
      Bu arada en heyecanlı yerde bitti gerçekten. Aslında Deniz serileri bitti. Deniz'in hayatındaki asıl maceralar bu bölümden sonra başlıyor. O da kitapta olacak :)
      Bende seni kocaman öpüyorum ve sıcacık sarılıyorum arkadaşım...

      Sil
  3. Hikayenin en heyecanlı bölümüne geldik galiba bizi büyük sürprizler bekliyor galiba neler olacağını heyecanla bekliyorum.Ellerine sağlık Heyyficiğim.Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mehtap'cığım, beğenmene çok sevindim. Hikayenin sonrası kitapta olacak.
      Aslında burada Deniz'in hayatındaki detay hikayeler var. Kitapta Deniz'i daha iyi tanıyabileceğinizi düşünüyorum :)
      Umarım seversiniz :)
      Benden de kocaman sevgiler gönderiyorum canım...

      Sil
  4. Tam bir Külkedisi masalı gibi. Çok romantik ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım arkadaşım,bende Deniz'in hikayesini bir külkedisi masalı gibi görüyorum her zaman. :)
      Teşekkür ediyorum canım benim...

      Sil
  5. Deniz'in, yıllar sonra bütün yaşayacaklarını bilmeden yine koşa koşa iş görüşmesine gideceği fikri, öyküyü çok heyecanlı bir aşk mecrasına doğru sürüklüyor gibi... Bu akıcı postun devamını heyecanla beklemedeyim.

    Sevgi ve dostlukla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mehmet Bey, çok naziksiniz. Sizin gibi usta bir kalemden bunları duymak beni çok mutlu ediyor.
      Aslında Deniz, yıllar sonra olacakları biliyor iken soruyor bu soruyu ve bu cevabı veriyor kendine.
      Artık Deniz için hayatı öğrenme ve hayatla barışma yılları başlayacak. :)
      Çok teşekkür ederim yorumunuza...
      Sevgilerimle...

      Sil
  6. Canimmmm basini okuyunca o-oh kacirdimmi ilk tanismayi dedim..ama kacirmamisimmmm..sana mayisa kadar muhlet bitir kitabini yazmayi yayinlat gelince alacamm:))) sanki ruyada gibi okuyorum yazdiklarini bir solukta..nasil bir yasamdir bu paylasilan..canim benim opuyorum cook

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim canım Emel'im, çok teşekkür ederim. Ne kadar sıcak ve içten bir yorum böyle.
      Zaman ile ilgili ciddi sıkıntılar yaşamakla birlikte elimden geldiğince yazmaya çalışıyorum. Umarım mayısa kadar biter :))
      Bu güzel ve destekleyen sözleriniz bana nasıl bir güç veriyor anlatamam canım.
      Çok çok çok teşekkür ederim sizlere...
      İyi ki hayatımdasınız...
      Öpüyorum canım arkadaşım...

      Sil
  7. Yaşadım resmen :) Merak ediyorum bundan sonra olacakları :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizlerden gelen bu geri bildirimler çok önemli benim için Deniz'ciğim...
      Bundan sonra olacaklar artık kitapta :))
      Yakında yeni bir hikaye serisi başlayacak :)
      Umarım onu da seversiniz...
      Öpüyorum canım seni...

      Sil
  8. Merhaba

    Bloğunuzu çok beğendim ve takipçiniz oldum. Sizi de bloğumda takipçi olmaya beklerim. Sevgiler
    http://mommyslifetime.blogspot.com/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :))
      Sevgiler...

      Sil
  9. Prensesim, Sanıyorum bu Mehmet, Mehmet Fatih...:)) Heyecanla gerisini bekliyorum. "Mucizeler, güçlüklerden doğar" demiş Jean De la Bruyere :)) Geçen gün bu cümleyi hatırlattı bir blogger arkadaşım. Mucizelere şahit olmak için, o karanlık güç günlerden geçmek gerekiyor demek ki:)) Olgunlaşmak, kimliği ve karakteri tescillemek için. Seni seviyorum prenses.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Nilgün'cüğüm, ne kadar güzel bir sözle desteklemişsin yazıyı.
      Aslında her an her yerde mucizeleri görmek mümkün. Yeter ki kalbimizi bunları fark etmeye açık tutabilelim. Sanırım zor zamanlar, bu açık olabilme haline ulaşmamızı sağlıyor :)
      Ben de seni seviyorum canım arkadaşım...

      Sil
  10. Benim tatlı terazimin karnında kelebekler mi uçmaya başlamış :))
    Devamını bekler, yanacıklarından öperim. ( asker mektubu gibi oldu)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım terazim, kelebekler uçuyor çok doğru :))
      Ben de senin yanacıklarından öper, sevgiler gönderirim :))
      Bu da asker mektubuna cevap gibi olsun dedim :)))
      Benim becerikli terazim, kocaman kocaman sarılıyorum sana...

      Sil
  11. canım arkadaşım senin bu yüreğime dokunan hikayeni okuyunca fena oluyorum,
    Ne güzel ifade ediyorsun duygularını,
    Hep bana şu lafı hatırlatıyor
    "hayat sen planlar yaparken gerçekleşendir"
    her attığımız adımın bir anlamı var bu hayatta
    hiçbir şey tesadüf değil
    dua edelim de güzel günler görelim hayatımız hep istediğimiz bizi mutlu edecek yönde ilerlesin
    özledim ben de
    kızılaya bekliyorum :)))
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Maviannem, çok teşekkür ederim. Gerçekten de biz planlar yaparken hayat kendi bildiği gibi devam ediyor:)
      Ben de seni çok özledim. En kısa sürede bir Kızılay turu yapmalıyız :))

      Sil
    2. Canım Elif'im, sen ne tatlı bir terazisin böyle :))

      Sil
  12. Ahhh en heyecanlı yerinde bitti genee:))galiba bundan sonrasını senin güzel kitabında olacak:)) merakla kitabının çıkmasını bekliyorum...Eline, kalemine ,yüreğine sağlık canım arkadaşım:))öpüyorum kocaman...Sevgilerimle:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))
      Evet Elif'ciğim, bundan sonrası kitapta olacak. Aslında Deniz'in ayrıntılı hikayesi olacak kitapta.
      Ama yakında yeni bir hikaye serisi başlayacak Çayım Taze de. Umarım bunu da seversiniz :)
      Öpüyorum canım arkadaşım seni...

      Sil
  13. Blogunuzun adı yaptığı çağrışımlar açısından çok güzel geldi bana. Saat kaç olursa olsun, çay demleyip içme ritüeline sahip bir ailem var ve çay, aile sıcaklığını anımsatır hep.

    KALEM NASIRI

    kalem-n.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Kalem Nasırı:)
      Aslında toplum olarak seviyoruz sanırım çay eşliğindeki sohbetleri :)
      Sevgiler gönderiyorum sana...

      Sil
  14. heyyfi inan çok heyecanlandım bu yazıyı okuyunca, n'olur uzatma arayı:)))
    seni seviyorum ki:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Asortiğim, bundan sonrası artık kitapta olacak :)
      Elimden geldiğince çabuk bitirmeye çalışacağım :))
      Ben de seni seviyorum can arkadaşım benim...

      Sil
  15. Gene heyecan içinde beklemek kaldı bize :))
    Kalemine sağlık...güzel günler dileklerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel dileklerin için çok teşekkür ederim canım...
      Ben de mutlu ve bol keyifli bir hafta dilerim...
      Sevgilerimle...

      Sil
  16. canım heyfim sen hep yaz olurmu;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)
      Teşekkür ederim Böcüğüm...
      Sevgiler Ankara'dan...

      Sil
  17. Kader ağlarını örmüş ( olumlu anlamda) akışına bırakmışsın kendini. İnsanın yaşamında bazı zamanlarda kırılma noktaları oluyor. Bu anları doğru kullananlar mutlu sona doğru gidiyor. Seninde bu kırılma anından sonra mutluluğa doğru gideceğini umuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deniz'in hayatla barıştığı ve hayata dair çok şey öğreneceği dönemler başlıyor.
      Bundan sonrası artık kitapta olacak :)
      Sevgiler İlhan...

      Sil
  18. Heyyfi ne kadar güzel bir hikaye bu yaa. birde yazarının yaşaması daha da anlamlı kılıyor. Bende en kısa zamanda sıcak bir çay eşliğinde buluşmak istiyorum olur mu kocaman sevgiler..lütfen kitabın bittiğinde bende edinmek istiyorum..

    YanıtlaSil
  19. Beğenmene çok sevindim canım...
    Şükran'cığım, ben de kitabın bir an önce çıkmasını çok istiyorum :)
    Ama sanırım biraz daha zaman var :)
    Seni arayacağım arkadaşım ve sıcacık çay eşliğinde iki lafın belini kırarız :)
    Sevgiler Şükran'cığım...

    YanıtlaSil
  20. güzel bir gün diliyorum canım sana
    öptümm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim canım...
      Ben de seni öpüyorum...

      Sil
  21. bu yazilarin arasi cok uzamasin heyyficim yaa.. heyecan icinde bekleyis zor oluyor.. opuyorum canim sevgilerimi biraktimm..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Arzu'cuğum, çok teşekkür ederim canım.
      Haklısın arası biraz uzuyor :))
      Sevgiler gönderiyorum canım arkadaşım...

      Sil
  22. Deniz kaldığı yerden döndü..Tekrar heyecan başlıyor. Yüreğine sağlık Heyyfi'm. Haydi devamı gelsin bakalım..

    YanıtlaSil
  23. hımmm uzun öykü herhalde. bundan sonakileri okurum ki artık :)

    YanıtlaSil
  24. eeeee....ben sık gelmiyorum ,ama sen de canım bi zahmet sık,sık yaz da bu hikayenin sonu ne oldu yaaaaaz......

    YanıtlaSil