Neden "Çayım taze..."?

Aklıma geldiğinde içimi ısıtan bazı anlar vardır.
Bunlardan çocukluğuma dair hatırladığım; annemin, sabahtan akşama kadar sokaklarda oynadığımızda ve heryerimiz toz-kir içindeyken, bizi içeriye alma çabasıyla seslenişidir: "Çocuklaaar, hadi artık akşam soğuğu çıktı, içeriyeeeee!!!"
Artık akşam soğuğu çıkmıştır, bundan korunacağımız, ısınacağımız, temizleneceğimiz yuvaya çağrılmaktır bu. Güven verir, huzur verir, içimi dinginleştirir. O günlerde de, şimdi de...
Artık yetişkinim. Beni akşam soğuğu çıktığı için eve çağıran ses yok. Hâlâ zaman zaman akşam soğuğu çıkıp, üzerime bir hırka almam gerekse, içim ısınır, güvende ve huzurlu hissederim. Sanırım örgü örmeye başladığımdan beri, bu yüzden hep hırka örüyorum:)
Annem'e Sevgilerimle...

Gelelim bugüne...
Büyüyünce içimi ısıtan cümlelerden biri; telefonun ucundaki bir dosta,
"Çayım taze, sıcak simitleri al gel" demek...
Bu cümle benim için dostluk demek, huzur demek, paylaşmak demek, hadi gel demek, gel de iki lafın belini kıralım demek. Davet eden de olsan, edilen de, ne fark eder ki?
Çayım taze...
Hadi alın sıcak simitlerinizi, peynirlerinizi, gelin bloğuma, iki lafın belini kıralım :)

Heyyfi

19 Ağustos 2013 Pazartesi

DENİZ-12

Deniz'in uyandığı her yeni gün, belirsiz, kocaman bir boşluk gibiydi. Hayatını kazanması için gerekli parayı kazanabileceği bir iş bulmalıydı. Haftalardır aramasına rağmen hiç bir ışık yoktu yeni işi ile ilgili.
Tükenmekte olan parası kadar yalnızlığı da korkutuyordu genç kadını.
Gri duvarın önündeki koltuğa oturup çayından bir yudum almıştı ki, telefonu çaldı. O günlerde telefonu çok sık çalmazdı. Heyecanla telefonu açmak üzere yatak odasına koştu.


"Alo, iyi günler, Deniz Hanım ile mi görüşüyorum"
"Evet benim..."
"Ben Sevil, Deniz Hanım. Sizi, piyasaya yeni çıkan ürünlerimiz hakkında bilgilendirmek için aramıştım. Ürünlerimiz gecelik ve pijama çeşitlerinden oluşuyor..."
Kadının sesi çok sıcak ve dostça geliyordu. Aksi de beklenemezdi zaten. Bu da işinin bir parçasıydı sonuçta. Deniz, numarasını nereden bulduklarını bile sorgulamadan bu sıcak sesin sahibiyle konuşmayı sürdürdü.
"Ürünlerinizi nasıl görebilirim?"
Deniz'in ne harcayacak parası ne de bu tür ürünlere ihtiyacı vardı. Sadece evine ikinci bir nefes daha girsin istiyordu.
"Tabi, çok sevinirim. Bugün saat iki uygun mu size de?"
"Adresi alayım Deniz Hanım, saat ikide görüşmek üzere..."

Deniz telefonu kapatınca kısa süren bir suçluluk duygusu yaşamıştı. Hiçbir şey satın almayacağını bildiği halde sadece yalnızlık çekmemek için kadıncağızın vaktini alacaktı. Ama yine de eve gelecek olan bu ilk misafir için çok heyecanlandı.
Saat ikiye doğru tazecik bir çay demlemiş ve misafirini beklemeye başlamıştı.

Zil çaldığında, bu sıcak sesin sahibini görmek üzere olmanın heyecanıyla kapıyı açtı. Sevil orta yaşlıydı. Seyrek saçları, sapsarı boyanmış ve özensizce bir tokayla tutturulmuştu. Yüzünde kocaman bir gülümsemeyle,"Merhaba Deniz Hanım, ben Sevil" derken öne çıkık bembeyaz dişleri dikkatini çekti Deniz'in.
"Hoşgeldiniz" dedi Deniz sıcak bir sesle.
Gri duvarına bakan koltuklara karşılıklı oturdular.
Sevil, çantasından çıkardığı kataloğu sehpanın üzerine bırakıp hemen konuya girmeye başlamıştı ki, "taze çay demlemiştim içeriz değil mi?" dedi Deniz ayağa kalkarak.
"Zahmet olmazsa sevinirim..."
Deniz, mutfağa gidip dolabı açtı. Artık ikinci bir ince belliyi dolaptan çıkarıyor olmanın verdiği sahte bir huzur duygusu doldu yüreğine. Çayları doldurup, karşısında oturan kadına ikram etti.
Sevil kataloğu açmış, ürünleri anlatıyordu. İlgilenir gibi dinliyordu Deniz. Aslında ilgilendiği tek şey, aylardır karşısındaki boş koltukta birinin oturuyor olmasıydı.

Sevil çok kolay olmayan bir hayat yaşamıştı. Zor günler geçirmekte olan bir kadını anlayacak kadar tecrübe kazanmıştı. Anlattıklarını dinliyor gibi görünen bu genç kadının sessiz yardım çığlığını duymuştu belkide. Belki de sadece laf olsun diye, ikisi için de yeni bir dönemin habercisi olan soruyu sordu: "Uzun zamandır mı burada oturuyorsunuz?..."
Bu soru iki kadını, hayatlarının geri kalanında birbirlerinin yakın sırdaşı yapacaktı...

(Devam edecek...)
Heyyfi...

- Posted using BlogPress from my iPad