Neden "Çayım taze..."?

Aklıma geldiğinde içimi ısıtan bazı anlar vardır.
Bunlardan çocukluğuma dair hatırladığım; annemin, sabahtan akşama kadar sokaklarda oynadığımızda ve heryerimiz toz-kir içindeyken, bizi içeriye alma çabasıyla seslenişidir: "Çocuklaaar, hadi artık akşam soğuğu çıktı, içeriyeeeee!!!"
Artık akşam soğuğu çıkmıştır, bundan korunacağımız, ısınacağımız, temizleneceğimiz yuvaya çağrılmaktır bu. Güven verir, huzur verir, içimi dinginleştirir. O günlerde de, şimdi de...
Artık yetişkinim. Beni akşam soğuğu çıktığı için eve çağıran ses yok. Hâlâ zaman zaman akşam soğuğu çıkıp, üzerime bir hırka almam gerekse, içim ısınır, güvende ve huzurlu hissederim. Sanırım örgü örmeye başladığımdan beri, bu yüzden hep hırka örüyorum:)
Annem'e Sevgilerimle...

Gelelim bugüne...
Büyüyünce içimi ısıtan cümlelerden biri; telefonun ucundaki bir dosta,
"Çayım taze, sıcak simitleri al gel" demek...
Bu cümle benim için dostluk demek, huzur demek, paylaşmak demek, hadi gel demek, gel de iki lafın belini kıralım demek. Davet eden de olsan, edilen de, ne fark eder ki?
Çayım taze...
Hadi alın sıcak simitlerinizi, peynirlerinizi, gelin bloğuma, iki lafın belini kıralım :)

Heyyfi

12 Kasım 2013 Salı

DENİZ-14

Deniz yeni işine alışmaya çalışıyordu. Bu işten kazanacağı primler için biraz zaman gerekliydi. Geliri artana kadar başka işler de aramalı ve en azından kirasını ödeyebilecek kadar kazanmaya başlamalıydı.
Bir kitabevine başvurdu. Elektronik sözlük satması istenmişti Deniz'den... Sattığı her sözlük için belli bir yüzde alacaktı.
"İşyerlerine git ve sözlükleri anlat, özellikle avukatlar ve doktorlar ilgi gösterecektir, iyi şanslar..." demişti müdürü, zimmetli olarak verdiği sözlüğü Deniz'e uzatırken...
Deniz elinde sözlük kutusuyla Ankara'nın ayazında dışarıdan işyerlerinin tabelalarına bakıyor, içeriye giriyor ve hayal kırıklığı ile ayrılıyordu. Kimse ilgilenmiyordu bile bu sözlüklerle...
Deniz böyle bir hayata hiç de alışık değildi. Öğrencilik yıllarında bile bu kadar geçim sıkıntısı yaşamamıştı. Çok değil 1 yıl öncesine kadar iyi bir işi, maddi olarak çok rahat bir hayatı vardı. Hiçbir zaman yaşamak için savaşmak zorunda kalmamıştı. Deniz bir yandan tabelalara bakıyor, bir yandan da bu yaşadıklarına inanamıyordu. Kendini çok güçsüz ve yalnız hissediyordu.
Yine çok soğuk bir Ankara gününde, Tunalı Hilmi caddesine gitti elinde kutuyla. Bir doktor tabelası dikkatini çekti. Yeni bir umutla yukarıya çıktı. Sekreter Deniz'i doktorun yanına aldığında genç kadının gözleri dolu dolu olmuştu...
Bu babacan ve sıcacık bakan doktor Deniz'e elini uzattı. "Hoşgeldiniz kızım, sizi dinliyorum, buyurun..."
Deniz," böylesine sıcak bir bakışa ne kadar çok ihtiyacım varmış" diye düşündü. Hemen sonra hızlıca düşüncelerini sanki kocaman bir silgiyle silercesine elindeki sözlüğü anlatmaya koyuldu. Aksi halde, işini yapmak yerine oracıkta hüngür hüngür ağlayabilirdi.
Anlatımı bittiğinde, doktor kibar bir ses tonuyla böyle bir cihaza ihtiyacı olmadığını ama çok güzel bir sunum yaptığı için teşekkür etmek istediğini söyledi Deniz'e. Aslında adamcağız sanki anlamıştı Deniz'in bu yaptığı işe çok alışkın olmadığını. Sanki ona iyi hissetmesi için güç vermek istemişti. Belki de, bütün bu düşündükleri bir serap gibiydi Deniz için. İhtiyacı olan duyguyu bulduğuna inanmıştı bu sıcacık bakışlarda...
Deniz doktorun yanından çıktığında, göz pınarlarında biriken yaşlara engel olmaya çalışmış ama yapamamıştı. Tunalı Hilmi caddesinin kalabalığında ağlayarak ilerliyordu. Yanından geçenler, bu siyah ceket ve pantolonlu, hoş görünümlü genç kadına merakla bakıyordu. Deniz, çaresizliğin ve her an hızla büyüyen korkularının da etkisiyle dizlerinin artık onu taşımadığını fark etmişti. Yürümekte olduğu bu caddede yıllar önce, şık kıyafetleri, çantaları almak üzere gezdiği günleri düşündü. Bunları düşündükçe, gözlerinden boşalan yaşlar daha da çok artıyor, artık yürümekte zorlanmaya başlıyordu. Caddenin sonuna doğru geldiğinde oturabileceği yükseklikte bir kaldırım buldu ve oturdu Deniz.
Kocaman dünyada küçücük bir leke gibi hissediyordu kendini. Arayabileceği hiç kimse de yoktu. Birkaç görüştüğü arkadaşı vardı eski hayatından kalan ama, onları arasa ne diyeceklerini çok iyi biliyordu. "Ne güzel bir evliliğin ve prensesler gibi bir hayatın vardı Deniz, bu hale düşmeyi kendin istedin..." Bunlar duymak istediği sözler değildi.
Uzun süre ağladı, ağladı...Gelen geçenin ona nasıl baktığına aldırış etmeden buz gibi Ankara ayazında acıyan yüreğini sakinleştirmeye çalışıyodu...


Akan burnunu silmek için çantasına doğru bir hamle yaptığında gördüğü şey, Deniz'in hayatı boyunca unutamayacağı bir ders olacaktı. Zihninde hep taze kalacak olan bu günü, bu caddeyi ve gördüğü bu hayat dersini, buradan her geçişte derinlerde biryerlerde sızlayan acıyla hatırlayacaktı Deniz...

- Posted using BlogPress from my iPad

37 yorum:

  1. Devamı lütfennn..süperdi:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yakında devamı geliyor Nurşen'ciğim :))
      Teşekkür ederim canım...
      Sevgiler...

      Sil
  2. Tatlı terazim, en heyecanlı yerinde bıraktın; arayı uzatma ama. Vallahi merakla bekliyorum. Deniz'i her okuduğumda ona saygım ve hayranlığım artıyor.
    Öpüyorum taptatlı terazim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elif'ciğim, az sonra yaptım bu yazıda :)))
      Güzel yorumun için çok teşekkür ederim canım...
      Öpüyorum seni, sevgiler...

      Sil
  3. Oldu mu ya şimdi, en heyecanlı yerinde...merakla bekliyorum...

    Güzel günler dileklerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet biraz heyecan yarattık bu hikayede galiba :)
      En kısa sürede gelecek devamı...
      Az önce senin blogda aşure partisindeydim :))
      Ellerine sağlık tekrar. Sevgiler...

      Sil
  4. Bizim çay henüz demini almamış, bi sana uğrayım dedim Heyyfim :)) Yazınla karşılaşmak sevindirdi beni. Merakla devamını bekliyorum. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çay demini almadığında sen buraya gel canım, burada her daim çay taze. Gerçi şu sıralar çayın altı kısık alevdeydi :))
      Çok teşekkür ederim canım, sevgiler...

      Sil
  5. Bazı hikayeler vardır... İnsanlar, mekanlar, zamanlar farklıdır ama yaşananlar bire bir aynıdır. Bir gün, bir yerde, biri daha böylesine göz yaşı dökmüş müdür acaba...? Prenses böyle olgunlaştık, hiç biri boşu boşuna yaşanmadı:)) Sevgiyle kal.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru demişsin Nilgün'cüğüm. Sebepler farklıdır ama hep aynı yerde, yürekte yanar canımız.
      Bu yaşananlar da, dediğin gibi mutlaka bir sebebi olduğu için yaşanıyor.
      Çok teşekkür ederim, öpüyorum seni canım...
      Sevgiler...

      Sil
  6. ay çok merak ettim ne görmüş çantasında

    YanıtlaSil
  7. Canım,
    önemli olan kendinin istediği gibi bir yaşam yaşayabilmek. Deniz evliliğinde prensler gibi yaşıyor görünse de aksayan bir şeyler varmış ki bu karar alınmış ".Gecenin ne kadar karanlık olduğu önemli değil, er geç gün ışımak güneş doğmak zorunda" bence de Deniz için güneş doğacak.
    Sevgiyle kal.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birgül'cüğüm, ne kadar güzel açıklamışsın.
      Aslında insanları yargılamadan, anlamaya çalışmak en büyük destektir.
      Evet, Deniz için güneşin doğmasına az kaldı.
      Bu güzel yorumun için çok teşekür ederim canım...
      Sevgiler...

      Sil
  8. Yasam yolunu kendine gore cizdin kendin icin adim attin ve kendin icin sonucta boylesine mutlu bir hayata kavustun..sen agliyorsun ben agliyorum..olmuyorki canim ya..lutfen devami cabuk gelsin:))sarildim sevgiyle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim canım arkadaşm, canım Emel'im...
      Sonuçta yaşadığımız hayat seçimlerimizin sonuçları. Şükürler olsun ki, hayat zor günlerin ardından hediyelerini de veriyor.
      Yakında beraberce güleceğiz inşallah canım... :)
      Ben de sana kocaman sarıldım arkadaşım...

      Sil
  9. inanmıyorum şimdi post yazdım ve tam senin sayfana gelmek için tıklayacaktım ki senin mesajını gördüm:)))) nasıl kalp kalbe karşı olurmuş hem de tanımadan tanışmadan..nasıl mutlu oldum anlatamam..canım benim iyiyim doğum süreci derken bloğa bakamedım bile ancak kendime geliyorum ve toparlanıp bişiler karalamak istedim sen nasılsın uzun uzun okumak istiyorum yazdıklarını benim ufaklık müsade ederse tabiii bir de ne zaman ve nasıl olur bilmem ama tanışmayı isterim belki kısmet olur ne dersin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Morpuanlım, annelik sana kim bilir nasıl da yakışmıştır.
      Yaman bebek çok şanslı senin gibi bir annesi olduğu için. Gerçekten kalp kalbe karşı. Bugün aklıma düştü yine, senden haber çıkmayınca çok endişelenmiştim...
      Dilerim birgün seni ve oğluşunu görme şansım olur...
      Sevgiler canım...

      Sil
  10. Hayat neden bu kadar zor...yine bitti devamı çabuk çabuk gelse :(( İnşallah sonu güzeldir bir de hüsran olursa çok üzülürüm Heyyfim. Sevgilerimle canım arkadaşım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))
      Sonu hüsran değil Başak'cığım, korkma :)
      Baksana Deniz artık blog bile yazıyor :)
      Yaşadıklarını sizlerle paylaşıyor :)
      Canım Başak'cığım, sıcacık sevgiler gönderiyorum sana...

      Sil
    2. Hımm Denizin kim olduğunu anlamıştım ama yinede tereddüte düştüm acaba başkasımı diye... Kaçırdığım bir şeyler olmuş demek ki Heyyfim. Benden de kocaman sevgiler.

      Sil
  11. Bir tahminim var ama sevgili Heyyfi ama yazarın gönlüne göre anlatabilmesi için merakla bekleyeceğim devamını..Harikasın ve harika bir öykü,..Yazan paylaşan yüreğine sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Vuslat'cığım güzel yorumuna...
      Ben de tahminini merak ettim aslında. :)
      Sana sevgiler gönderiyorum...

      Sil
  12. Bir solukta okuyuverdim hüzünlü hikayeni. Her ne kadar sonunun iyi olduğunu bilsem de içim burkuldu. Ayrıca çantada ne olduğunu çok merak ediyorum. Öptüm canım arkadaşım ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım arkadaşım benim, bu dönemler Deniz için zor zamanlar. Tabi geçecek hepsi ve Deniz'in çok güzel günleri olacak.
      Gördüğü şeyi hiç unutamayacak Deniz :)
      Öpüyorum seni canım...

      Sil
  13. Sonu güzel oluyor dedin ya, belki de bu zorlu sürecin payı vardır bu güzel sonda. İnsan mücadele ede ede olgunlaşıyor ve iyi gününün kıymetini daha iyi anlıyor belki de. Merakla bekliyoruz devamını.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En önemli tecrübelerimizi aslında iyi günlerde değil, zor günlerde ediniyoruz...
      Sonra da hediyelerini gönderiyor hayat, tabi hazırsak :)
      Sevgiler İlhan...

      Sil
  14. Kıyamam ben o gözyaşlarına...

    YanıtlaSil
  15. ama senin bu güzel anlatımın ve hikayenin gerçekliği beni çok sarsıyor,
    acaba ne gördü, çok bekletme bizi,
    ara veriyorsun merak ediyoruz çok,
    canım benim umarım o güzel gözlerin her zaman mutlulukla pırıldar
    gözyaşları ıslatmasın gözlerini ve yanaklarını
    sevgiler ve öpücükler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Maviannem, çok teşekkür ederim. Ne güzel sözler bunlar...
      Seni öpüyorum ve imza gününde buluşmak için sabırsızlanıyorum...
      Sevgiler canım...

      Sil
  16. Yine hüzünle ve merakla okudum,diğer arkadaşlar gibi bende güzel bir sonucu merakla bekliyorum.Gönlüne sağlık Heyyficiğim.Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Mehtap'cığım. Beğenmene çok sevindim.
      Devamı yakında gelecek :)
      Sevgiler...

      Sil
  17. çantada ne olduğunu yazmaszan ağlama mesaisine ben başlayacağım çilekeş heyyfi:)))
    hüzünlendim, duygulandım yinede. zoru aşmış, mutluluğu bulmuş olduğunu bile bile...
    öpüyorum seni canım benim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gördüğü şeyin çantada olduğuna çok emin olma canım :))
      Mesaiye başlama yakında yayınlayacağım :))
      Deniz bu zor günleri geçirmeseydi bu günkü güzel günlerini yaşayamazdı, yaşasa bile hakkını veremezdi :))
      Deniz'de aslında herkes gibi olanı yaşıyor...
      Sevgiler canım Asortiğim...

      Sil
  18. hep yolunda gitmiyor hayat işte...
    bazan sınıyor böyle!
    merakla bekliyorum yazının devamını heyfficiğim...

    YanıtlaSil