Neden "Çayım taze..."?

Aklıma geldiğinde içimi ısıtan bazı anlar vardır.
Bunlardan çocukluğuma dair hatırladığım; annemin, sabahtan akşama kadar sokaklarda oynadığımızda ve heryerimiz toz-kir içindeyken, bizi içeriye alma çabasıyla seslenişidir: "Çocuklaaar, hadi artık akşam soğuğu çıktı, içeriyeeeee!!!"
Artık akşam soğuğu çıkmıştır, bundan korunacağımız, ısınacağımız, temizleneceğimiz yuvaya çağrılmaktır bu. Güven verir, huzur verir, içimi dinginleştirir. O günlerde de, şimdi de...
Artık yetişkinim. Beni akşam soğuğu çıktığı için eve çağıran ses yok. Hâlâ zaman zaman akşam soğuğu çıkıp, üzerime bir hırka almam gerekse, içim ısınır, güvende ve huzurlu hissederim. Sanırım örgü örmeye başladığımdan beri, bu yüzden hep hırka örüyorum:)
Annem'e Sevgilerimle...

Gelelim bugüne...
Büyüyünce içimi ısıtan cümlelerden biri; telefonun ucundaki bir dosta,
"Çayım taze, sıcak simitleri al gel" demek...
Bu cümle benim için dostluk demek, huzur demek, paylaşmak demek, hadi gel demek, gel de iki lafın belini kıralım demek. Davet eden de olsan, edilen de, ne fark eder ki?
Çayım taze...
Hadi alın sıcak simitlerinizi, peynirlerinizi, gelin bloğuma, iki lafın belini kıralım :)

Heyyfi

21 Temmuz 2013 Pazar

DENİZ-11

Deniz, her zamanki gibi o gün de işine gelmiş ve bir gün önceden hazırladığı raporu müdürüne vermişti. Yıldızının oldum olası barışmadığı müdürünün ani çıkışı ve öfkesi Deniz'i anlık bir karara itmişti. Sanki hipnotize olmuştu. Müdürü tüm hırsını, Deniz'in arkadaşlarıyla birlikte çalıştığı büyük odaya bırakmış, kendi odasına dönmüştü. Arkadaşları sesini bile çıkaramıyor, merakla ve durumu anlamaya çalışır bakışlarla Deniz'i izliyorlardı.
Deniz'i, hayatı ve yüreğiyle olan mücadelesi o kadar yormuştu ki, kendisini bekleyen ihtimallerin hesabını yapmaksızın kararlar alabiliyordu.
Çok sakin ve kararlı bir şekilde ayağa kalktı, masasında duran pamuk prenses desenli kahve fincanını çantasına koydu. Arkadaşlarına zoraki bir gülücük atarak, "siz söylersiniz kızlar, ben dönmemek üzere gidiyorum" dedi. Arkadaşlarının şaşkın bakışları arasında kapıdan dışarıya, büyük bir boşluk ve özgürlük duygusunun eşliğinde çıktı...
Bir kaza anında kolu, bacağı kopanların o an için acı hissetmediklerini ama olayın sıcağı geçtikten sonra gerçeği anlayabildiklerini duymuştu bir yerlerden.
Aslında farkındaydı Deniz, bu sahte özgürlük duygusunun acısını sonraları farkedecek ama pişman olmayacaktı. Tuhaftı. Sanki tüm duyguları, korkuları gizli bir el tarafından dondurulmuştu.

Yeni evinde, yeni hayatına alışmaya çalışan Deniz için günler hiç de kolay geçmiyordu. Bu ev, oturduğu apatmanın diğer daireleri için düşünülmüş bir depoydu aslında. Daha sonra ev sahibi, burayı kiraya vermeye karar vermiş ve böylece yeni hayatının başlangıcı olacak bu evle Deniz'in yolları kesişmişti. Salon olarak kullanılması düşünülen yerde küçük bir pencere vardı. Pencere, karşı apartmanın gri istinat duvarından başka hiçbir yer görmüyordu. Ev o denli soğuktu ki, Deniz her nefesinin ardından gelen buharı gördüğünde daha da çok üşürdü...

Eşinden ayrılırken aldığı eşyalar, tek kişilik bir yatak, küçük ve aklına estiğinde çalışan televizyon, köşeli bir koltuk ve birkaç mutfak eşyasından ibaretti. Yiyecekleri, bozulmasınlar diye salondaki pencerenin dışına poşetlerle bağlıyordu, gerçi mutfakta bile tutsa, bu soğuk ev zaten buzdolabı görevini layığıyla yerine getirebilirdi. Ayrılırken eşinden hiçbir şey talep etmemişti Deniz, özgürlüğünün dışında...

Genç kadının hayatındaki birçok değişime, isminin hemen önüne yerleşecek olan yeni bir de sıfat eklenecekti. Artık dul bir kadındı. Bu kelimeyi hiç sevmemişti. Boşanma sonrası nüfus cüzdanını değiştirmek için gittiği kurumdaki memurun sorusu gerçekle yüzyüze gelmesini sağlamıştı; "Yeni cüzdanınızda medeni haliniz dul mu, bekar mı yazsın?"
Deniz bu soru karşısında donup kalmış, sadece boğuk bir sesle "bekar" diyebilmişti. Kim nüfus cüzdanında dul yazmasını isterdi ki, ya da öyle yazılması kime nasıl bir yarar sağlardı, ömür boyu çantamızın en kolay ulaşabileceğimiz yerinde tuttuğumuz bu belgenin üzerinde neden geçmişimizin hatırlanmak istenmeyen anıları bir kelimeyle her şeyi taze tutsundu ki? Bunları sormak istemişti memura. Gerçi sorsa bile cevap alamayacağı aşikardı. Çünkü adam, hayatları, geçmişleri özetleyen bu soruyu gayet umursamaz şekilde sormuştu. Duygusuzca bir cümle kurmuş ve sonuna rahatlıkla bir soru işareti yerleştirivermişti. Sadece karşılıklı kurulmuş bu iki cümle, Deniz için kendisini bekleyen günler hakkında bir ipucu olmuştu...

Daha önce eşiyle birlikte yaşadığı o güzel ve lüks evinden çok farklıydı yaşadığı yer. Elinde kalan son parayı da hayatta kalacak kadar kullanıyordu. Günlerdir iş ilanlarına bakıyor, görüşmeye gidiyor ama bir türlü iş bulamıyordu. Herşeye rağmen, tüm bu hayal kırıklıklarından sonra evine geliyor, taze çayını demliyor ve eve yayılan mis gibi çay kokusuyla ısınan bu soğuk evde huzur buluyordu...

Bu zor zamanlar, taşınabilir tek gözlü ocağında, taze bir çay demlemenin en güzel zamanlarıydı. Taze çay kokusu eve yayılmalıydı... Yayılmalıydı ki, Deniz annesini, ailesini yanında hissedebilmeliydi...


Çayını demledi, evin içine annesinin kokusu yayılmıştı sanki. İnce belli bardağına doldurduğu çayını alıp, kocaman gri duvarı gören pencerenin önüne oturdu. Bu kocaman gri ve soğuk duvarda şimdi hayallerini görüyordu. Bu duvar hiç bu kadar güzel görünmemişti Deniz'e...

Hayalinde öyle çok büyük şeyler yoktu. Özlediği ve uzun süredir yabancılaştığı bir duyguyu diledi...
Huzuru...

Ne kadar da yalnızdı. Şimdi kapısı çalınsaydı da ikinci bir nefes girseydi içeriye. Dolaptan diğer ince belli çıksaydı da, iki lafın belini kırsalardı birlikte...
Kocaman bir sessizlikte, avaz avaz hayaller kurdu Deniz insafsızca gelen geceye kadar...

Biliyordu, türlü sıkıntılı düşünceler kolkola girip gecesini zora koşacaklar, zor geçen gecenin ardından geldikleri gibi zafer kazanmışcasına gideceklerdi.
Sonra gece, gerçeklerle birlikte yerini yeni güne bırakacaktı...

Sevgilerimle...
Heyyfi...

- Posted using BlogPress from my iPad

44 yorum:

  1. Yeni bir başlangıç yapmak kolay değil elbet ama kahramanımız Deniz sanırım bunu başaracak:) soğuk evden de kurtulacak, daha iyi bir işi de olacak...
    sevgiler heyficiğim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hikayelerin mutlu sonu bilinince daha da keyifli oluyor sanırım Müjde'ciğim :))
      Sevgiler canım, öpüyorum seni...

      Sil
  2. Heyficimm süper..Bir bardak sıcak çay yeter..]]]

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir bardak taze demlenmiş çay, neleri halletmez ki :))
      Sevgiler canım...

      Sil
  3. Prenses ne kadar akıcı bir yazı dilin var.:) Hikayelerin içeriği üzücü ve geçmişten anılar taşıyor olsa da... En üzüldüğüm satırlarda, resimlerindeki sıcak gülüşünü hatırlayıp, toparlıyorum ruhumu...Biliyoruz ki gecenin en karanlık anları, doğacak güneşe en yakın olan zamanlardır.:))) Yaz prenses yaz... Yazmak sana yakışıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nilgün'cüğüm, çok teşekkür ederim canım...
      Her hayat zor ve güzel zamanlarla dolu. Böylece hayat oluyor zaten değil mi ?
      Zor zamanların da kıymetini bilip, iyi değerlendirmek gerek gerçekten...
      Yazmak bana da çok iyi geliyor, çok teşekkür ederim canım...
      Sevgiler gönderiyorum...

      Sil
  4. Denizin onurlu ve dimdik mücadelesini takdir ve hayranlıkla takip ediyorum. Gerçekten de çok önemli hayata kafa tutabilmek. İstemediği bir şeye tepki göstermek, hemen karar evrmek ve uygulamak. Bunlar çok insanda olmayan meziyetler. Kadın erkek fark etmiyor bu cesareti gösterebilen çok az kişi var. Denizin huzuru, mutluluğu ve ruh eşini bulduğunu bilmenin rahatlığı ile okuyorum. Her zorluğun arkasından muhakkak bir kolaylık oluyor. Deniz de hak ettiği şeylere kavuşacak. seni tanımaktan mutluluk duyuyorum ben de, güzel yorumlarına da çok teşekkürler. Ayşe Kulin çok hanımefendi, alçakgönüllü bir insan. Ankaraya geldiğinde seninle gideriz imza gününe, o beni biliyor artık :))) fanatik hayranı ve röportajcısı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Annelerin en tatlı ve mavi bakanı, çok teşekkür ederim bu güzel sözlerin için...
      Ayşe Kulin ile tanışmayı çok ama çok isterim. Haber verirsen koşarak gelirim...Hem de çayyolundan :))
      Bu arada röportajın harikaydı. Keyifle okudum...
      Sana sevgiler gönderiyorum canım...

      Sil
  5. Heyficiğim çok ara vermişim sana yorum yazmakta. son iki ayımız çok yorucu geçti taşınma ve annemin ölümü hep üstüste geldi ama şükür bugünüme bazen yalnız yapayalnız hissettiğim zamanlarımda sen ve bir kaç arkadaşım benim imdadıma yetişiveriyor sanki yanıbaşımdaymışınız gibi hissediyorum ben de.. Bu yazı beni de aldı götürdü çok yakınlarımın yaşadıklarına onlar yaşarken benimde onlarla aynı acıyı aynı yalnızlığı hep içimde hissettiğimi vegeriye baktığımda ne kadar yorulduğumu hatırlattı neyse hepsi geride kaldı çok şükür. kocaman sevgiler bıraksam yeterli mi acaba verdiğim arayı kapatmaya..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şükran'cığım, sıkıntılı ve acı günler geçirdiğini biliyorum canım...Hayat devam ediyor klişesi de doğru bir yandan da...
      Zor zamanlarımızda kafamızı çevirdiğimiz yönde, huzur bulduğumuz ve iyi hissettiren birilerini görebilmek hayatın en büyük zenginliği gerçekten...
      Ben de sana kocaman sevgiler gönderiyorum canım...

      Sil
  6. Anne kokusu...hiç unutulmayan ve huzur veren...çocukluktan kalan...
    Kurulmuş bir hayatın bitmesi zor, yeni hayatın bilinmezliklerini tek başına çözmeye çalışmak daha zor...
    Güzel günler dileklerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anne kokusu kaç yaşına gelirsek gelelim, farkında olmasak bile bilinçdışı aradığımız bir şey...

      En mutlu günlerde de, en zor günlerde de yalnızlık çok zor...
      En büyük birikim yanındakiler, ama gerçekten yanında olanlar...

      Bende sana güzel günler dileklerimi gönderiyorum canım...
      Sevgilerimle...

      Sil
  7. vallahi bravo Denize,bende olsam aynısını yapardım ve iyi ki her şeyin sonu var.............

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Mazes'im, Deniz aslında bütün bunları blinçli bir şekilde değil de, içgüdüleriyle yapmıştı. Bazen içerden gelen sese kulak vermek gerek...: )

      Öpüyorum canım seni...
      Sevgiler...

      Sil
  8. İşlere kısacık bir ara verip böyle güzel bir hikaye okumak ne hoş... Dağıldım resmen, öyle daldım gittim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nohut'cuğum, yazımı beğenmene çok sevindim...
      Sevgiler gönderiyorum sana...

      Sil
  9. Her aşamasında gurur mücadelesi. O şartta bile sıcak bir çayın kokusuyla bile mutlu olmayı bilen Deniz sonraki yaşamında her türlü güzelliği hak ediyor. Sonunu az çok biliyorum ama bilmesem de şu ana kadar okuduklarıma göre bu düşüncem değişmezdi. Ama yaman bir yaşam herkes altından kalkamazmış böyle düzgün bir şekilde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili İlhan, öncelikle bu güzel ve destek dolu yorumun için çok teşekkür ederim.
      Bazen gerçek gücümüzü anlamak için çok zor sınavlardan geçmemiz gerekebiliyor. Aslında bu, hayatın bizler için sunduğu hediyeler...
      En önemli tecrübeler, iyi günlerimizde değil, zor günlerde elde ettiklerimiz...
      Sevgiler gönderiyorum...

      Sil
  10. Heyyfim..gozlerimi doldurdun..ozlemisim hikayeni..ne mutluki Deniz huzuru sevgiyi mutlulugu sevgiyi hep buldu:)) koy bir ince bellide bana geliyorum yanina:)) sarildim ve optum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım arkadaşım, dolaptan bir ince belli çıkardım seni bekliyor...
      Ohhh misss... :)
      Sevgiler...

      Sil
  11. Hayat her zaman gülmüyor insana Heyyfi'ciğim önemli olan alınan derslerle yola devam edebilmek.Denizin azmine hayranım onu hiç bir şey yıldıramaz.Yolun hep aydınlık olsun.Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mehtap'cığım çok teşekkür ederim. Bazen hayat bizi, hiç hayal bile edemeyeceğimiz şeylere azmettirebiliyor :)
      Sevgiler gönderiyorum sana...

      Sil
  12. İnanılmaz mutsuz günlerden geçiyorum...istifa etsem,etmesem....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu an ne yaşıyorsan, senin hayatının hikayesinin bir parçası. Bazen kalp sesi en doğruyu söyler...
      Korkular ise, egomuzun kararlarımıza hükmetmesine sebep olur...
      Ne karar alırsan al, bu senin için olması gereken ve yaşaman gereken bir tecrübedir. Eminim birgün bu sıkıntılı günleri neden yaşadığını öğrenecek, belki de bugünlerin iyi ki yaşanmış olduğunu düşüneceksin...
      Dilerim ki, hayatında herşey kabulde olacağın yönde ilerlesin. Çünkü kabulde olmak sihir gibi birşey :)
      Sevgiler gönderiyorum...

      Sil
  13. Azimli, güçlü kadınları severim. Ne pahasına olursa olsun, idealleri ve özgürlükleri için savaşan güçlü kadınları. Deniz, buna çok güzel bir örnek, onun için hiç kolay bir hayat değil şu an sürdürdüğü ama başı dik, inancı ve umudu tam, sabırla gelecek güzel günleri bekliyor sanıyorum...
    Yüreğine sağlık canımm, öykü harika akıyor kaleminden...
    Öpüyorum... Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öznur'cuğum, Bu zor hayatlar yaşanırken bazen çevremizde istemeden de olsa kırdıklarımız yada çok sayıda kırıldıklarımız olabiliyor...
      Bu süreçte tek yara alan olayları yaşayan kişi olmuyor.
      İnsanları güçlü kılan da bu zor zamanlarda, aslında özlerinde olan ama farkında olmadıkları gücü kullanmak.

      Bu çok güzel ve beni mutlu eden yorumun için teşekkür ederim arkadaşım...
      Öpüyorum seni canım Öznur'um...

      Sil
  14. Canım Heyyfim o kadar güzel yazmışsın ki,bir çırpıda okudum bitmesin istedim:))Denizin yaşadıkları hiç de kolay değil gerçekten ama güzel günler onu bir yerler de bekliyor...Eline yüreğine kalemine sağlık canım:)İzmir'den kocaman sevgilerimi yolluyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elif'ciğim, çok teşekkür ederim canım...
      Keşke hayat hep mutlu sonlarla biten filmler gibi olsa :)
      İzmir'e de benden kocaman sevgiler, umarım yakında buluşuruz İzmir'de :)
      Sevgiler canım...

      Sil
  15. Azmine hayranım. Ben de iş konularında böyle olabilme isterdim ama nedense tutuk kalıyorum.

    Emelcim çay içer de ben içmez miyim :)
    Ama ben ince bellide değil büyük cam fincanda istiyorum. Kaynar çayları hüp diye içiverdiğim için zırt pırt çay servisi yapıp sinir olmayasın bana sonra :))

    NOT: Sabahtan beri sayfana yorum yazabilmek için canım çıktı. Her seferinde son kelimelerde ya sayfa yenilendi ya bir şey oldu. Ama en azından bu konuda azimliyim ki pes etmedim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım arkadaşım, aslında azim denen şey, denize düşüp boğulmamak için farkında bile olmadan yüzmeyi öğrenmek gibi :)
      Mecbur kalındığında, eğer tercihin hayatta kalmaksa bir şekilde yüzüyorsun. Sonra kurtulupta denize baktığında, bunu nasıl yaptığına kendin bile inanamıyorsun :))

      Sen yeter ki ince bellide çay içmek iste, ben gerekirse hiç oturmadan sana çay taşırım yada çaydanlığı masaya getiririz :))
      Hazırlıyorum ince bellileri :)

      Ben de bir süredir blogera giremedim, benden mi kaynaklı bilmiyorum ama bir sorun olduğu kesin. Ama azmin için çok teşekkür ederim canım ayum benim...

      Sil
  16. Canımmm, kareler gözümün önünde canlandı birden. !?,.:(((,,,:)))) daha ne diyeyim. İyi ki varsın....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))
      Canım ablacığım, sen de iyiki varsın...
      Taze çay, İnce belli ve sohbet edebileceğim senin gibi bir ablam olduğu için şükrediyorum...
      Sevgiler...

      Sil
  17. Canım aynı bölgenin insanları olmamız bu tabirleri de kullanmamıza yol açıyor tabi :))
    Arkadaşlarım çoğu lafımı duymamış oluyor çok şaşırıyorlar, bu ne demek diye,
    Bizim zamanımızda diye başlayan cümleler kuran annelerimize hak veriyorum ben artık. onların zamanında herşey daha zormuş ama onlar gayet güzel kolaymış gbii halletmişler.
    takdire şayan değil mi?
    güzel bir gün diliyorum sana

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle katılıyorum :)

      Sevgiler gönderiyorum sana Maviannem...

      Sil
  18. Bence bir insan idealleri hayallerini gerçekleştirmek için savaşmalı yılmamalı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Yılmak üzereyken de, hedeflerini hatırlatıp, güç verecek arkadaşlar olmalı insanın etrafında. İşte o zaman herşey çok daha kolay oluyor...
      Sevgiler canım...

      Sil
  19. canım ben geldim zorluk olmadan kolaylık olmuyor çayı akşam için aldım:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin :)
      Afiyet olsun :)
      Sevgiler...

      Sil
  20. Merhaba :)
    Ben böyle akıcı bir dille yazılan yazıları okumayı çok seviyorum. Her ne kadar hikaye insanı dağıtsa da yazının güzelliği sayesinde sonunda toparlayabildim kendimi.
    Hani herkes bir başkasının hayatında, kendi hayatından bir şeyler bulur ya, o zaman dinlemesi veya okuması daha farklı daha anlamlı olur o hayatın hikayesini.
    Çok beğendim hem yazınızı hem Bloğunuzun adını-içini:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Zeynep, bu güzel ve destekleyici yorumun için çok teşekkür ederim...
      Bazen çok benzer hayatları farklı kimliklerle yaşıyoruz gerçekten...
      Her daim çayım taze, her daim sohbete beklerim :)
      Sevgilerimi gönderiyorum sana...

      Sil
  21. Merhaba demek istedim bloğuna, bende çayı çok seviyorum yazdıklarınızı da mis gibi çay eşliğinde okuyorum.Her insanı hayatta bekleyen zorluklar olduğunu düşünüyorum.Önemli olan hala kalbimizin attığını bilmek.Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Ebruca...
      Yaşadığımız sürece elbet iyi ve kötü günlerimiz olacak. Önemli olan bu günlere bizim verdiğimiz tepkiler...
      Bu arada evlilik yıldönümünüzü tekrar kutlarım, nice yıllara :)
      Sevgilerimle...

      Sil
    2. çok naziksiniz sağolun.

      Sil
  22. Çay demlemek , ince belli de içmek bir ritüel gibi Deniz için:)
    Hatırlarsın beldi eskiden pazar günleri tv de bir ressam vardı, fırça darbeleriyle harikalar yaratırdı. Adı Bob'du galiba, kıvırcık saçlı falandı. Deniz'in gri istinat duvarına dalıp hayallere dalması onu hatırlattı, hayallerinin gerçeğe dönüşeceği koca bir tuval gibi...
    Sevgiler.

    YanıtlaSil