Neden "Çayım taze..."?

Aklıma geldiğinde içimi ısıtan bazı anlar vardır.
Bunlardan çocukluğuma dair hatırladığım; annemin, sabahtan akşama kadar sokaklarda oynadığımızda ve heryerimiz toz-kir içindeyken, bizi içeriye alma çabasıyla seslenişidir: "Çocuklaaar, hadi artık akşam soğuğu çıktı, içeriyeeeee!!!"
Artık akşam soğuğu çıkmıştır, bundan korunacağımız, ısınacağımız, temizleneceğimiz yuvaya çağrılmaktır bu. Güven verir, huzur verir, içimi dinginleştirir. O günlerde de, şimdi de...
Artık yetişkinim. Beni akşam soğuğu çıktığı için eve çağıran ses yok. Hâlâ zaman zaman akşam soğuğu çıkıp, üzerime bir hırka almam gerekse, içim ısınır, güvende ve huzurlu hissederim. Sanırım örgü örmeye başladığımdan beri, bu yüzden hep hırka örüyorum:)
Annem'e Sevgilerimle...

Gelelim bugüne...
Büyüyünce içimi ısıtan cümlelerden biri; telefonun ucundaki bir dosta,
"Çayım taze, sıcak simitleri al gel" demek...
Bu cümle benim için dostluk demek, huzur demek, paylaşmak demek, hadi gel demek, gel de iki lafın belini kıralım demek. Davet eden de olsan, edilen de, ne fark eder ki?
Çayım taze...
Hadi alın sıcak simitlerinizi, peynirlerinizi, gelin bloğuma, iki lafın belini kıralım :)

Heyyfi

16 Şubat 2013 Cumartesi

DENİZ-5

Televizyonların henüz her evde olmadığı dönemlerdi.
Denizlerin karşı bahçesinde oturan komşularının televizyonu vardı.
Her akşam bütün mahalle bu komşu evde toplanır, gece yayın bitene kadar tv izlerlerdi.
Kadınlar gelirken evlerinde yaptığı yiyeceklerden getirir, ev sahibi de sadece çay demlerdi.


Çoluk çocuk, genci, yaşlısı, herkes o an yayında ne varsa onu izlerdi.
Zaman zaman çocukların kavgaya tutuşmaları sonucu oluşan arbede, ev sahibesi ve tarafların ebeveynleri sayesinde kontrol altına alınırdı.
Bir çocuk yaramazlık yapar ya da buna meyillenirse, annesi ya da babası kendilerine ait özel bir işaret diliyle çocuklar üzerindeki otoriteyi kurar, ortalık hemen durulurdu. En işe yarayan yöntem de terlik fırlatma yöntemiydi. Terlik fırlatılmış bir çocuk çok iyi bilirdi ki, bu fırtınadan önceki sessizlikti. Anneler sanki o dönemlerde yazılmış ve çok satmış "çocuk gelişimi ve terlik fırlatma sanatı" adlı kitabı okuyorlar ve öğrendiklerini çocukları üzerinde uyguluyorlardı. :)
Ebeveynler ve çocuklar arasındaki bu "işaret dili", Deniz ve annesi arasında da vardı. Annesinin mavi gözleri kocaman açılıp, dudakları belli belirsiz birşeyler mırıldanıyorsa, "sen şimdi dur bakalım, eve gidince hesaplaşacağız" mesajı hiç vakit kaybetmeden Deniz'e ulaşırdı.
Deniz zaten çok sessiz bir çocuktu. Biraz koşsa, nefesi tıkanır, hemen yorulurdu.

Gece olup, tv yayını bitip, İstiklal Marşı okunduğunda herkes evine dağılırdı.

Bir gün Deniz'in babası kucağında tv ile çıkıp geldi. Evde bir bayram havası yaşanıyordu. Aynı bayram havası, yıllar sonra eve gelen çamaşır makinesi ile de yaşanacaktı.
Yeni tv'leri nasıl da güzeldi. Markası Beko-Hitachi idi.
Bir de üzerine takılmak için alınmış mavi bir koruyucu vardı. Bu mavi ekran koruyucu mutlaka takılı olurdu tv izlenirken. Akşam olup yayın bitince de, Firdevs hanım kendi elleriyle yaptığı dantel örtüyü, üçgen kısmı tv'nin ortasına gelecek şekilde örterdi.


"Küçük Ev" ve "Dallas" olduğu günler, evleri komşularla dolardı.
Herkesin hayatı bu dizilerin karakterleriyle beraber geçerdi.
Eğer bir kişi biraz sevimsizse, onun adı "Ceyar" olurdu.
"Küçük Ev"deki Lora'nın şapkası kız çocuklarına dikilirdi.


Hatta kızlar bir tekerleme bile bulmuşlardı,
" Lora İngıls, Lora İngıls, Karolin Karolin kıs kıs kıs...
Keri Meri, Keri Meri, Çarls İngılsss, Çarls İngılsss"

Günler bu şekilde geçerken Deniz artık büyümüş, liseyi bitirmiş, üniversiteyi kazanmıştı.
Ankara'da okuyacaktı.
Firdevs hanım, kızını büyük şehirde nasıl yalnız bırakacaktı?
"Sen" demişti Deniz'e, "sen oralarda aç kalırsın, yer yön bulamazsın, nasıl olacak bu iş şimdi?.."

Henüz yurt ayarlanamadığı için Deniz bugüne kadar hiç tanımadığı akrabalarının yanında kalacaktı.
Ankara'ya gitmek için hazırlıklar yapıldı, valizler hazırlandı, kuzenlerinden alınan kıyafetlerden Deniz'e genç kız kıyafetleri seçildi.
Teyzeleri, dayıları, otobüs terminaline gelip Deniz'e harçlık vermişler, asker uğurlar gibi Deniz'i ve annesini Ankara'ya uğurlamışlardı....

Hayatımızın her dönemi bir kompozisyon gibi, giriş-gelişme-sonuç bölümlerinden oluşur.
Deniz için de yeni bir giriş-gelişme-sonuç dönemi başlamıştı.
Kocaman bilinmez bir dünyaya doğru otobüsün tekerlekleri dönüyordu.
Deniz o dört saatlik yolculukta, kocaman bir canavarın midesine doğru yol alıyor gibi hissediyor, çok ama çok korkuyordu...

(Devam edecek...)
Heyyfi...

- Posted using BlogPress from my iPad

70 yorum:

  1. annemin ve babamın "çocuk gelişimi ve terlik fırlatma sanatı"ndan haberi yoktu sanırım. hiç fırlatılmadı bana o terlik. ne de bir tokat. ama annemin dudak hareketlerini unutmam, çocukken değil de biraz büyüyünce:)))
    dallas'tan ziyade daha geçmiş yıllardaki küçük ev dizini çok severdim. lorayı elbiselerini ve şapkalarını çok beğenirdim:)
    heyyfi her gün yazsana, lütfen ama. çok keyif alıyorum.
    öpüyorum seni

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Asortiğim, annemin terlik numarasını çok görmüşlüğm vardır zamanında:))
      Hergün yazmak konusunda biraz zaman sıkıntım var canım ama beğenini duymak beni çok mutlu etti:)
      Bu arada önümüzdeki hafta arayacağım seni. Sesini duymak çok güzel olacak. Ayrıca Bursa'da iki lafın da belini kırarız kahve eşliğinde:)
      Sevgiler canım...

      Sil
  2. Taptatlı terazim,
    yazınla sanki zaman tünelinde gezinti yaptım, gülümseyerek okudum.
    Gönlüne sağlık, öpüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elif'im, becerikli terazim, ben de yazarken çok keyif aldım. Çocukluğuma çok sık dönüyorum şu sıralar:)
      Ben de öptüm canım seni, sevgiler...

      Sil
  3. bütün bu anlattıkların o kadar bildik tanıdık ki...kendi yazdıklarımı ve söylediklerimi okur gibiyim, bu dönemleri anlatmak istiyorum ben de, bu yüzden de 80 leri çok eğlenerek izliyorum...anılarına sağlık...mutlu ve huzurlu günler hep yanında olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin blogda da bekliyoruz canım o dönemlerin sende kalanlarını...
      Eminim keyifle okuyacağız.
      Sana da mutluluk ve bol lezzetli yemek yapmalar diliyorum canım:))
      Sevgiler...

      Sil
  4. eskilere götürdün bizi, ben de Ayşegül'lere giderdim televizyon seyretmeye:))hey gidi günleeer, yaşlandık işte n'aparsın...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)))
      Bu dönemleri yaşayanlar hemen hemen aynı tür anılara sahip Mehtap'cığım...
      Ayşegül'e de selamlar olsun:)
      Sevgiler...

      Sil
  5. Ah o terlik yok mu:) diziler başladı mı herkes sus pus olurdu çıt çıkarmak yok,hele bir çıkar bakalım... Misafirlikte yaramazlık yaptın mı evde kesin azarı işitirsin ama güzel günlerdi bee:))harika yazıyorsun Heyyficim eline yüreğine sağlık canım:))SEVGİLER

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım çok teşekkür ederim.
      Güzel günlerdi gerçekten, hatırladığımda yüzümde hemen bir gülümseme beliriyor:)
      Sevgiler canım...

      Sil
  6. 70'li yıllarda TV yayını akşam başlar, gece 23:00 gibi istiklal marşıyla biterdi. Akşam yayınında ilk saatlerde çizgi film olurdu. Akıllı Bıdık, Tırmık, Gıcır-Bıcır diye sevimli çizgi film karakterleri olurdu. Bayılırdım onlara :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Ayucuğum yahu:)
      Ne kadar mutlu olurdum onları izlerken.
      Bir ara Musti vardı. Çizgi film hep şu replikle başlardı:"Musti birgün babasına dedi ki...":)))
      Özledim galiba Ayucuğum o günleri. Mutluyduk...
      Öptüm seni canım...

      Sil
  7. Heyficim televizyonlu ilk günler aynen anlattığın gibiydi:)))ben de o günleri hatırladım:) üzerine dantel örtüler de örterdik hakikaten:)))Küçük Ev'le ilgili tekerlemeyi ben ilk kez duydum hayret ama ben de Uzay Yolu'nun tekerlemesini hatırlıyorum...hatırladın mı bakalım sen de?:)))
    burası Atılgan gemisi,
    benim adım mistir spak
    soyadım sivri kulak
    doktor mackoyun iğnesi
    bayıltıyor herkesi:))))
    küçük ev i de hiç kaçırmazdık çok severdik hele lolipop yiyen şımarık bir kız vardı uyuz olurduk:))bak ismini unuttum şimdi:))
    sevgiler canım kocaman öpüyoruz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzay yolunun tekerlemesini de ben bilmiyormuşum Müjde'ciğim:)
      Çok severdim bütün bu dizileri. Heyecanla beklerdik, o zamanlar reklamlarla öyle şimdiki gibi saatlerce sürmezdi...

      Sevgiler canım, Bücürüğü de öpüyorum...

      Sil
  8. Beni de goturdun cocuklugum o tanidik manzaralarina..
    Ne de guzel anlatmissin yuregine saglik...
    sevgiler....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene çok sevinidim.
      O dönemler başkaydı gerçekten:)
      Sevgiler canım...

      Sil
  9. Hey gidi gunler hey!! dedim okurken. Mahallenin ilk televizyonlu evi bizimki idi. Televizyon gec kapandigindan ve de ben okulda sabahci oldugumdan sonuna kadar seyretmem yasakti. Ev komsu dolu oldugu halde yan odaya yatmaya gonderilirdim. Tabii uyuyan kim, odadan dinlerdim ve hicbirsey kacirmazdim :-) Hatiralarimizi canlandirdigin icin tesekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teknoloji ile yeni tanışan bir nesil olduğumuz için, sanırım hepimizde ayrı bir iz bırakmış o dönemler.
      Çok güzel hatıralar gerçekten...

      Sevgiler Şule'ciğim...

      Sil
  10. Heyyficim beni yillar oncesine evimize ilk tv. geldigi gune goturdun..ne heyecan olurdu aksamlari oturulur saat 6 dami ne baslardi galiba Tv., acilirdi yani..gece de kapanirdi tazdigin gibi, istiklal marsi ile..Keske hala Istiklal marsi caliniyor olsa arada sirada..
    Denizi Ankataya yolcu ettik bakalim..bundan sorasi hepimiz icin heyecanli bekleyis:)) Sarildim optum canim..keyifli pazar geceniz olsun..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet haklısın Emel'ciğim. Keşke tekrar çalınsa marşımız.
      Gerçi artık geceleri kapanmadığı için:)))

      Deniz Ankara'ya geldiii....
      Bakalım neler olacak:)
      Ben de çok merak ediyorum:))))
      Sevgiler canım.
      Bol merlotlu günler dilerim....:)

      Sil
  11. heyficim bu yazına yorum bırakmıştım ama gelmemiş mi ? Merak ettim yanlış anlama...gelmediyse aklımda kaldığı ile yeniden göndereyim:)
    sevgilerimle...öpüyoruz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Müjdem, daha yeni yayınlayabildim yorumları.
      Şu sıralar arada bir başına geçebiliyorum bloğun.

      Yorumun geldi hem de ne güzel bir yorum geldi.
      Canım arkadaşım, çok naziksin, çok teşekkür ederim.
      Bu arada Bücürü'ğü çok iyi gördüm, yerleşmiş bir güzel senin yastığa:)))
      Sevgiler canım...

      Sil
  12. heyecanla devamını bekliyorum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynaların en parlayanı, seviyorum seni:)

      Sil
  13. ben galiba en*şanslıymışım*kimse takmazdı kimdeyim,1968 alındı bizde tv.,kesin benim için değildi .Terlik *yemedim*direk kemer,o da lisede ,*boğazım*fazla yemeye başladığında .
    Bende daha sık gelmeni isterdim canım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Mazes'im, hayatının ne kadar zor dönemleri olduğunu az çok biliyorum. Seninle karşılıklı çay içip konuşma fırsatımız olduğundan, biliyorum ki, o zor günler sana aslında çok şey öğretmiş.
      Bu yüzden de bu kadar güçlü bir kadınsın.
      Öpüyorum canım seni...

      Sil
  14. Bizimde televizyonumuz yoktu inip komşuda seyrederdik,sonra rahmetli babacığım azıcık maaşla bizede almıştı...Sevgiyle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir dönemin genç, yaşlı insanlarına ne kadar tanıdık şeyler bunlar aslında.
      o dönemi yaşamış olmaktan çok mutluyum:)
      Sevgiler sana...

      Sil
  15. Ne yaptın sen Heyfiiiiiii :)) Ne güzel anlatmışsın, biz seninle yaşıt mıyız neyiz? Ben 41 den gidiyorum, ekime kadar da kalmak niyetindeyim bu yaşta, ya sen???
    Grundig'ti bizim tv, yalnız şunu eklemeyi unutmuşsun, tv açılırken ve kapanırken İstiklal Marşı'nı duyan her çocuk hazırola geçerdi :)))) Ne sazanmışız yaa, yarı uykulu bile dikiliverirdik ayağa :)) Bir de duygulanırdım ki ve hala geçmedi o his, her İstiklal Marşı'nın koro halinde okunmasında zırıldamaktan okuyamam :)
    sağol, iyi geldi yazın, hem de çoook :))
    Not: O bakışlarla konuşmalar niye kalmadı ki, arada yapmaya çalışıyorum ama bizim Nehir hanıma hiç mi hiç işlemiyor, bu konuda antrenman yapmalı sık sık :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Esen, ben de eylüle kadar 41 de ilerliyorum:)
      Aynı dönemleri yaşadık hepimiz aslında. Az şeye sahiptik ama mutluyduk.

      Bu arada yeni nesil için geçerli değil bizim zamanımızdaki işaret dili:))
      Sevgiler canım...

      Sil
  16. Gerçekten o dönem herhalde her evde aynı şeyler yaşandı. Dallas ya. Son bölümünde Bodrum'daydım. O saatte dışarıda dolaşan bir tek turist bile yoktu. Herkes tv.li bir dükkanın önünde yığılı vaziyette izliyordu. Deniz'in mutlu ama zor bir yaşamı olduğunu anlıyoruz. Ama Ankara üni. yıllarıyla beraber hikayenin daha güzel olaylarla gelişeceğini düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili İlhan, gerçekten de o dönemler unutulmaz bir dönemdi. Birçoğumuz için çok anısı var.
      Dallas başlayacağı zaman dünya dururdu. İzleyemez de kaçırırsan, şimdiki gibi tekrar yayını yok, internet yok...:))

      Deniz için gerçekten yeni bir dönem başlıyor İlhan. Umarım seversiniz.
      Sevgilerimle...

      Sil
  17. Benim değerli arkadaşım ,canım Heyyfimmm Denizin hikayelerini kimi zaman gülerek kimi zaman üzülerek ama sıcacık cümlelerinle keyifle okudum çocukluğuma döndüm..
    ahh şu terlik fırlatmalar :))bende az yemedim o terlikleri:))yazdığın tekerlemeyide bilmiyordum çok hoşuma gitti şimdi takılır durur dilime :))
    devamını merakla bekliyorum canım
    sana sevgilerimi öpücüklerimi yolluyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Sevil'im, yazdıklarım sizlere ulaşıp, böylesine yüreklendiren kelimelerle geri döndüğü için ben sizlere çok teşekkür ederim.

      Terlik fırlatılmamış çocuk yoktur sanırım o dönemlerde. Varsa da azdır:))
      Seni öpüyorum canım Sevil'im...

      Sil
  18. ay canım aslında sana çay içmeye geldim.
    ama resimi görünce nerelere götürdün ahhhh:))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İki lafın beli kırılsın ki, çayın tadı olsun değil mi:)
      Anılara döndük bu hafta:))
      Sevgiler gönderiyorum sana kocaman...

      Sil
  19. Evimize alınan ilk televizyonu hatırlamıyorum ama annemle beraber komşuya Dallas izlemeye gittiğimizi, orada komuşumun oğlu ile sık sık kavgalar ettiğimizi hatırlıyorum. Telefon ihtiyacımızı da yine aynı komşumuzda giderirdik. Herkesten birşey yazıyor olman ne güzel :) Bu hikayeyi çok sevdim ben Heyyfim. Öpüyorum. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Deniz'ciğim, bir de o var tabii. Telefon için de komşuya gidilirdi.
      Telefon üzerindeki dantel örtü kalkar telefon bitince de tekrar aynı düzenle üzerine örtülürdü:)

      Güzel günlerdi gerçekten:))
      Umarım hikayenin devamını da seversin canım arkadaşım...
      Sevgiler...

      Sil
  20. Ahh heyyficim ben hatırlamıyorum o günleri ama o kadar çok anlatılırdı ki yetişkinler tarafından, yaşamış gibi hissediyor ve anlamaya çalışıyorum.
    Öyle tatlı anlatmışsın ki yetmedi bana okurken, devamını tez elden o güzel kaleminden bekliyorum,
    Sevgiler sımsıcak cnm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım, en lezzetli senfonim, ben yaşım gereği o dönemleri yaşayan biriyim. Çocuktum ama o döneme ait anılar çok net hala.

      Beğenmene çok mutlu oldum canım. Deniz artık üniversiteli. Bakalım neler olacak:))
      Sevgiler canım Senfonim...

      Sil
  21. paylastiklarini en guzel bir yemek tadinda okudum:))
    nasil guzel anlatmisin
    genede icim burulmadi degil....
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Cihan, keyifle okumana çok mutlu oldum.
      Deniz'in maceraları devam ediyor:)
      Sevgilerimle...

      Sil
  22. tv nin olmadı yıllara yetişemesemde 2 kanallı günleri bilirim.trt 1 ve trt 2.hatta trt 2 lükstü herkesin evinde çekmezdi ve kimsesiz maria vardı o kanalda.trt 2 kimin evinde çekerse ona gidilirdi kimsesiz maria ve manuellayı izlemek için.saat 12 de askerler çıkar bayrak açılır tv karıncalanırdı.ve ben o askerlerden çok korkardım.hele karıncalanınca tv aman allahım kabus sebebi.işte öyle günlerdi azdı yoktu ama mutluyduk.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet canım, trt1 ve 2 vardı ve ne kadar sabırla beklerdik akşamı. Programlar akşam başlardı ve bayram havasında seyredilirdi:)
      Evet gerçekten de çok mutluyduk...

      Sevgiler canım...

      Sil
  23. Neydi o güzel günler.Heyficim,bizleri nostalji yolculuğuna çıkardın sen yaa.
    Haftada 1 gün türk filminin olduğu bütün mahallenin o eve toplandiği.Yılbaşı gece 12 de dansöz seyretmek için herkesin ekran karşısına çakıldığı günler.
    Şimdi ise bunlardan geçilmiyor.Ama o günler ayrı bir güzeldi ayrı bir değeri vardı o günlerin değil mi?
    Kalemine yüreğine sağlık canım.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim canım.
      Anıları arada bir tazelemek iyi oluyor.:))
      Sevgiler...

      Sil
  24. O günlere ait bizimde çok güzel hatıralarımız vardır dedem mahallede ilk tv yi alandı iki genç oğlu (amcalarım) daha çok genç kızları olan komşulara divanlarda yer ayırırlar biz çocuklara hiç yüz vermezlerdi.bazende dedemin çoluk çocuk kalabalıktan tepesi atar hepimize bağırır hatta kovaladığı bile olurdu. zengin ve yoksulun iyi kalpli abisine olan hayranlığım her dizide bir kat daha artardı.tv açılırken önce regülatörü açılır sonra tv açılırdı of of daha neler neler. Heyyficiğim denizi de merakla keyifle ve merakla okuyorum yüreğine sağlık kocamn sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel günlermiş canım gerçekten. Hepimizin çok renkli anıları var.
      Deniz'in maceraları için zaman bulup yazmaya çalışıyorum.
      Beğenmene çok mutlu oldum canım.
      Sevgilerimle...

      Sil
  25. Bloğunuzu yeni keşfettim
    Neden çayım taze bölümüne bayıldım:)Ne kadar güzel ifade etmişşiniz duygularınızı
    Bende çayı çok çok severim:)
    Takipteyim sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldiniz.
      Beğenmenize çok sevindim.
      Ziyaretenize de geleceğim.
      Sevgiler...

      Sil
  26. Biraz hüzün biraz tebessüm o güzel anlatımınla eskilere götürdün beni heyyficim yüreğine sağlık sevgiler canım:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Arzu'cuğum, eskileri bazen hatırlamak keyifli oluyor:))
      Sevgiler canım...

      Sil
  27. canııııım,iyi akşamlar.

    YanıtlaSil
  28. İzmir bugün güneşli ,neredeyse sıcak,Mazes*in keyfi de güzel ,ama Ankara çok soğuk galiba,canım,çık battaniyenin altında ,çaya geldim.

    YanıtlaSil
  29. Merhaba nasılsın demeye geldim canım:)
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin canım, ben epeydir yoğunum ve çok az girebiliyorum bloğa.
      Ama çayım taze merak etme:)))
      Sevgiler...

      Sil
  30. "Çayım taze, sıcak simitleri al gel-senin taşlarla,senin bahçeye -canım neredeysin ?Canın mı çok sıkıldı ?Hastamısın ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hasta değilim canım sadece çok yoğunum:)))
      Ama ne güzel birşey arkadaşların tarafından merak edilmek, aranmak , sorulmak....
      Öpüyorum seni Mazes'im...

      Sil
  31. Canım yaa eski günlere gittim inan ki.Ben televizyonu Ankara'da 69 da gördüm.O zamanlar birinci katlar hep perdeleri açık tutarlardı.Bizde sokak kaldırımından içerdeki tv.yi izlerdik arkadaşlarla.Daha sonrası dedemler de alınca kaldırımda ayakta durmayı bırakmıştık.Okul yıllarım,Ankara'ya uğurlanmam aynı senin gibi olurdu.Hiç alışamıyordum ayrılığa,iki göz iki çeşmeydi adeta....Hey gidi günler hey...Hoşca kal.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eskileri hatırlamak çok güzel ve iyi geliyor insana:)
      Hepimizin anıları çok taze aslında o dönemlere ait olan...
      Sevgilerimle...

      Sil
  32. Sevgili Heyyfi, iyi olduğuna sevindim, tam da nerelerdesin demek üzere ziyaretine geliyordum ki haber aldım, tek problem yoğunluk olsun, umarım herşey yolundadır, yazılarını okumayı özlemişim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili arkadaşım, insanın yokluğunda merak eden arkadaşları olması ne büyük bir zenginliktir.
      Çok teşekkür ederim.
      Yakında tekrar yuvaya döneceğim:))
      Sevgiler canım...

      Sil
  33. ben de merak edenler arasındaydım,iyi olmana sevindim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynaların en tatlısı, beni nasıl mutlu ettiğinizi anlatamam. Merak edilmek ne güzel. Varlığınızdan dolayı çok mutluyum Cepaynam...
      Teşekkür ederim...
      Sevgiler...

      Sil
  34. Merhabalar,
    Bloğunuzu bir arkadaşım sayesinde keşfettim. Linki tıklayınca beni eskilere götüren fotoğraflarla karşılaştım. Zaman tüneline girmiş gibi oldum:)))
    Eskileri özlememek elde değil, çok arıyoruz çokkkk.
    Bloğunuzu izlemeye aldım çok keyifli bir sayfa:)))) Bana da beklerim inşallah...
    http://fatoscatadlar.blogspot.com/
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Fatoş, öncelikle hoş geldin. Bloğunu takibe aldım:)
      Başarını tekrar kutlarım.
      Sevgiler...

      Sil
  35. merhaba:) blogunu asortik arkadasımın bir yazısından meraklanıp:) inceledim..sıcak yazıların var, çayın da tazeymiş dedim ki bir simit kapıpı sohbete ortak olayım:) iyi etmiş miyim:))) bana da beklerim;) yakın zamanda görüşmek üzere..

    YanıtlaSil
  36. Hoşgeldin sevgili Naz.
    Son yazını okudum ve çok eğlendim:)
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  37. ozledim ya dizileri ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayıları çok azdı ve süreleri çok kısaydı:)
      Böylece de çok kıymetlilerdi...
      Sevgiler...

      Sil