Neden "Çayım taze..."?

Aklıma geldiğinde içimi ısıtan bazı anlar vardır.
Bunlardan çocukluğuma dair hatırladığım; annemin, sabahtan akşama kadar sokaklarda oynadığımızda ve heryerimiz toz-kir içindeyken, bizi içeriye alma çabasıyla seslenişidir: "Çocuklaaar, hadi artık akşam soğuğu çıktı, içeriyeeeee!!!"
Artık akşam soğuğu çıkmıştır, bundan korunacağımız, ısınacağımız, temizleneceğimiz yuvaya çağrılmaktır bu. Güven verir, huzur verir, içimi dinginleştirir. O günlerde de, şimdi de...
Artık yetişkinim. Beni akşam soğuğu çıktığı için eve çağıran ses yok. Hâlâ zaman zaman akşam soğuğu çıkıp, üzerime bir hırka almam gerekse, içim ısınır, güvende ve huzurlu hissederim. Sanırım örgü örmeye başladığımdan beri, bu yüzden hep hırka örüyorum:)
Annem'e Sevgilerimle...

Gelelim bugüne...
Büyüyünce içimi ısıtan cümlelerden biri; telefonun ucundaki bir dosta,
"Çayım taze, sıcak simitleri al gel" demek...
Bu cümle benim için dostluk demek, huzur demek, paylaşmak demek, hadi gel demek, gel de iki lafın belini kıralım demek. Davet eden de olsan, edilen de, ne fark eder ki?
Çayım taze...
Hadi alın sıcak simitlerinizi, peynirlerinizi, gelin bloğuma, iki lafın belini kıralım :)

Heyyfi

7 Şubat 2013 Perşembe

DENİZ-4

Deniz'lerin evinin çok yakınlarında bir maden ocağı vardı. Her sabah ve akşam, evlerinin önündeki tahta köprüden gelip geçen madencileri izlerdi Deniz.
Alt kirpikleri her daim sürme çekilmiş gibi simsiyah olurdu.
Başlarında baretleri, ayaklarında lastik çizmeleri, kömürden simsiyah olmuş yüzleri ile, Deniz'in küçücük hayatının en renkli görüntüleriydi.
Bu maden işçilerine bakar, sanki bu dünya insanı değillermiş gibi algılar, bu insanların başka bir dünyada başka hayatlar yaşadığını düşünürdü.
Büyüdüğünde, bu düşüncelerinin yanlış olmadığını anlayacaktı Deniz..


Mahallede acı bir çığlık duyuldu.
"Grizu patlamış, koşun, koşun..."
Bu mahalledeki birçok evin erkeği bu madende çalışıyordu. Deniz'lerin ailesinde madende çalışan yoktu ama, çok sayıda komşuları, hergün tekrar çıkıp çıkamayacaklarını bilmedikleri madene giriyorlardı.
Annesi patlamanın olduğu madene koşarken, diğer kadınların arasına karışmıştı. Deniz de kadınların peşinden koşturuyor, bu paniğin neyin nesi olduğunu anlamıyordu.
Herkes ağlıyor ve madenden çıkartılan işçileri görmeye çalışıyordu.
İçerideki "can'larının" nasıl çıkacağını bilmiyorlar ve canlı olarak çıkmaları için dua ediyorlardı.
Madenin ağzında küçük bir hareketlenme olduğunda, bütün kadınlar da hareketleniyor ve çıkan kişinin kim olduğunu görmeye çalışıyorlardı.
Bazen ölü bedenler çıkıyor, ağıtlar, ağlamalar, çığlıklar birbirine karışıyordu.

Yine uzun bir bekleyişin ardından, çığlıkları birbirinin içine karıştıran o manzara, Deniz'in ömrü boyunca anılarında hep taze kalacaktı.
Madenden çıkartılan bu kez bir beden değil, bedenin parçalarıydı. Kopmuş bacaklar, içi boş çizmeler....
Bu olay, tüm ülkede yankı bulacak olan çok büyük bir patlamaydı.
Maden aldıklarını geri veriyordu.
Geri veremediği şey, evlerin çoğunun içinden söküp aldığı mutluluktu.

Kara elmas, ismi gibi kara bir yazı yazmıştı. Şakası yoktu.
Bu madenci şehri, uzunca yıllar yine "madende göçük olmuş" çığlıklarıyla, maden girişlerinde bekleyen ailelerle dolacaktı.
Kara elmas, bu şehir insanlarının hem en iyi dostu, hem de en büyük acıları yaşatan düşmanı gibiydi...

"Yüz karası değil, kömür karası,
Böyle kazanılır ekmek parası..."
- Orhan Veli

(Devam edecek...)
Heyyfi...

- Posted using BlogPress from my iPad

34 yorum:

  1. :( Yazı dilin çok sürüklüyor insanı Heyyfim. Okudukça okuyasım geliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar

    1. Teşekkür ederim canım. Beğenmenize çok seviniyorum.
      Sevgiler Deniz'ciğim...

      Sil
  2. Ne kadar acı:( kaç sene önceydi unuttum böyle çok büyük bir grizu patlaması olmuştu, 70 mi ne insan kaybı!!! o kadar aile! merakla bekliyorum devamını eline sağlık heyficim...
    Bücürük'le sevgilerimizi bıraktık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok var bu şekilde büyük patlamalar canım. Çok can kayıpları var.
      Çok aileler bu acıyı yaşadı.
      Seni ve Bücürüğü öpüyorum canım...

      Sil
  3. Orhan Veli'nin dizelerinin üstüne yazacak bir şey bulamadım içim acıdı.Ellerine sağlık arkadaşım.Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Orhan Veli birkaç cümleyle ne güzel anlatmış gerçekten.

      Sevgiler Mehtap'cığım...

      Sil
  4. deniz'in yaşadığı şehirde ekmek parası kazanmak ne kadar zor, hem kazanan, hem de onu bekleyenler için!!!

    pardon arkası yarın mıydı acaba?? :)
    kucak dolusu sevgiler heyyfi'cim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet canım, çok zor gerçekten. Özellikle madende çalışanlar için çok zor.
      Ekmek parası için bile bile göze alıyorlar herşeyi.

      :))) Arkası yarın canım...
      Sevgiler...

      Sil
  5. Canim Heyyficim..inan bir tuhaf oldum...dusunmeye calistim o kucuk Denizi ve o insanlari ama dusunmek istemedim:( hayati pahasina para kazanmaya calisan ..hergun yuzlerce metre toprak altina girip insallah cikarim diyen insanlar..hayat kavgasi...karli, soguk bir Canada gecesinden kocaman sicak sevgiler:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Dost'um, aslında bunları yazarken düşünüyorum, çok iç karartan yazılar mı yazıyorum diye ama benim hayatımın bir parçası bunlar. Yaşandı ve yaşanıyorlar. Hayatta bazen zor zamanlarda var ve bunları yazmak gerekiyor.
      Ama sıradaki yazı daha eğlenceli olacak gibi görünüyor.
      Çünkü Deniz'lerin evine tv gelecek:))
      Sevgiler benim canım arkadaşım...

      Sil
  6. Keşke bu yazdıkların hikaye olarak kalsa ama ne yazık ki bu tür haberleri arada duyuyoruz ve çok
    üzülüyoruz. Yazdığın sahneleri gözümde canlandırmak bile çok kötüyken bazı insanların günlük rutin haline gelebiliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında hayatımın bu karanlık anılarını yazıp yazmamak arasında kararsız kaldım canım. Fakat bunlar bence yeri geldiği zaman konu edilmeli. Çünkü hala devam eden bir durum bu acılar.
      Olmamış gibi yapamayız.
      Bu gerçekle yaşamak çok zor...

      Sevgiler canım Ayucum...

      Sil
  7. günaydın canım ,ömür boyu unutulmaz çığlıklar ,acı hayat .
    bu arada http://rafetagacitligi.blogspot.com/2013/02/eyvah-mimlendim.html bir gir bakalım,oyalanırsın canım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet canım unutulmuyor...
      Şimdi girip bakacağım canım:)
      Sevgiler Mazes'im...

      Sil
  8. "karadeniz derler bir kara derya
    abanmis üstüne kozlu’da çocuklarin
    kömür müdür yürek midir ocaklardaki
    agit midir figan midir bacalardaki
    zonguldak zonguldak vurur yüregim
    zonguldak dertlerim günde bes ögün
    katarlanir albayrakli cenazelerim
    kimi aglar ekmek ekmek, ne bilem
    kimi aglar okul okul, ne bilsin
    ne bilsin grizuyu grevi sendikayi, kemal’im
    ne bilsin yoksul yetim?
    sen hep samsun’a mi çikarsin ay ogul ay kemal’im
    hele bir de kömürlere
    çik hele bir
    çik hele bir
    kemal’im!" H. H. Korkmazgil

    İlk yazdığından beridir bu şiirin bu bölümü aklımda dolaşıyor.
    Canım benim, sevgiler gönderiyorum. Ben de yazı daha uzun olsun diyenlerdenim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Elif'im, ne kadar tatlısın.
      Ne güzel olmuş bu şiiri paylaşman.
      Çok duygulandım canım...

      Beğenmenize ve bu muhteşem yorumlarınızla bana destek vermenize çok mutlu oluyorum arkadaşım.
      Çok teşekkür ederim canım...

      Sevgiler Elif'im...

      Sil
  9. insanlar var sonunda ölüm olduğunu bile bile toprağın altına doğru adımlarını korkusuzca atmaktan çekinmezler, insanlar var eşlerini her sabah korkularını içlerinde gizleyerek eşlerini toprağın derinliklerine uğurlarlar, akşam geleceklerinden şüphe duya duya... ve bu insanlar gerçek, öyle bir dünya gerçekten var...cesur insanlar...yaşayanların bile ölüp ölüp dirildiği bir dünya...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısın, bu hayatlar var ve ben de küçüklüğümü böyle hayatların yaşandığı bir şehirde geçirdim...

      Sevgiler gönderiyorum sana....

      Sil
  10. Şapka çıkarıyorum Orhan Veli mısrasında ve dıyorum ki;
    O şapkayı koyup önüne herkes bi düşünsün bakalım !:(
    Ateş düştüğü yeri değil herkesin kalbini yaktığında ancak......
    Tıpkı hergün verdıgımız şehitlerimiz gibi.....
    Cok sesli olmayı öğrenmek zorundayız...
    Sen duyurduğun için , yüreğine saglık arkadasım...
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Orhan Veli, gerçekten ne güzel anlatmış herşeyi, sadece iki satırla...

      Sevgiler...

      Sil
  11. Kara Elmasların kara yazgıları olmaz umarım Heyficim..Ne güzel yazmışsın..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım olmaz canım...
      Teşekkürler Arseli'ciğim.
      Sevgiler...

      Sil
  12. heyyficim selam!! harika bir anlatımla yine çok etkileyici bir yazı... devamını bekliyoruzzz sevgiler canım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arzu'cuğum, canım çok teşekkür ederim.
      Devamı umarım bugün gelecek:)

      Sevgiler canım...

      Sil
  13. Başka ülkelerde de oluyor mu böyle kazalar acaba? Hiç zannetmiyorum. Bu bir kader falan değil. Resmen cinayet. Binde bir bile bir risk varsa gönderilmez insanlar oraya. Can bu ya. Bence aralıklarla sürekli bu konuyu işle. Çok da güzel yazıyorsun çok etkili oluyor. Keşke ilgili kişiler de duyabilse, görebilse. Tekrar kutluyorum seni ülkenin böyle acı bir gerçeğini ortaya serdiğin için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili İlhan, desteğinize çok teşekkür ederim.
      Kendi kendime soruyordum, çok mu iç karartıcı yazılar oldu diye.
      Ama anlıyorum ki sizler de konunun hassasiyetini anlıyor ve yorumlarınızla destekliyorsunuz.
      Bu arada, işini en iyi şekilde yapanları konunun dışında tuttuğumu da tekrar belirtmek isterim.
      Sevgilerimi gönderiyorum...

      Sil
  14. Heyyficim yine okurken çok duygulandım...Devamını sabırsızlıkla bekliyorum. Sevgiler canım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elif'ciğim, yazılar sizlerle paylaşınca anlamlı oluyor.
      Çaya geldiğiniz için çok teşekkür ederim.:)
      Sevgiler canım...

      Sil
  15. heyyfi sonunu tahmin edebiliyorum şimdiden yanılmıyorsam tabii( boğazıma bir şeyler düğümlenir gibi oluyor yazını açıyorum hemen geçiştirip kapatıyorum zannemeyin ki yüreğimde de hemen kapatıyorum yok mümkünü, bu düzen böyle devam ettikçe bunların sonu gelmeyecek biliyorum. eşim jeoloji mühendisi her ne kadar çok işi değilse de 1978 den beridir yakından bilir buraları ve hep anlatır . kocaman sevgiler.

    YanıtlaSil
  16. Evet canım, ne yazık ki yaşanan gerçekler bunlar.
    Umarım birileri artık yeter der.
    Sevgiler Şükran 'cığım...

    YanıtlaSil
  17. Bir Zonguldak'lı olarak sanırım herkesten daha fazla duygusallaştım =( Çok güzel yazmış ve güzel aktarmışsınız... Emeğinize sağlık =) Çok acı olaylar yaşadık bu şehirde =( Karaelmas denince içim sızlar o yüzden...

    eddamy.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Eda, hoşgeldin.
      Hemşehri olmamızdan dolayı da ayrıca mutlu oldum.
      Oralarda yaşayanlar , oraları daha iyi anlıyor gerçekten...
      Sevgiler...

      Sil
  18. Okulda kimya dersindeydim grizu olduğunu duyduğumda, çokk tanıdıklar kaldı o elmasın sevdasına o karalarda, orda patlayan grizu yüreğimizde patladı...
    İki gün önce gördüğün genececik bir insanın orada kaldığını duyduk ardından. Böyledir bizim Zonguldak hatta Kozlu muzun yazısı ...
    Asla vazgeçemediğim gittiğimde kokusunu içime çektiğim Zonguldak ve hatta Kozlum, Karaelmasım....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir yakınının mutlaka madende çalışması gerekmiyor gerçekten yüreğinin yanması için...
      Zor günler geçirdi Karaelmas gerçekten...

      Sevgiler...

      Sil