Neden "Çayım taze..."?

Aklıma geldiğinde içimi ısıtan bazı anlar vardır.
Bunlardan çocukluğuma dair hatırladığım; annemin, sabahtan akşama kadar sokaklarda oynadığımızda ve heryerimiz toz-kir içindeyken, bizi içeriye alma çabasıyla seslenişidir: "Çocuklaaar, hadi artık akşam soğuğu çıktı, içeriyeeeee!!!"
Artık akşam soğuğu çıkmıştır, bundan korunacağımız, ısınacağımız, temizleneceğimiz yuvaya çağrılmaktır bu. Güven verir, huzur verir, içimi dinginleştirir. O günlerde de, şimdi de...
Artık yetişkinim. Beni akşam soğuğu çıktığı için eve çağıran ses yok. Hâlâ zaman zaman akşam soğuğu çıkıp, üzerime bir hırka almam gerekse, içim ısınır, güvende ve huzurlu hissederim. Sanırım örgü örmeye başladığımdan beri, bu yüzden hep hırka örüyorum:)
Annem'e Sevgilerimle...

Gelelim bugüne...
Büyüyünce içimi ısıtan cümlelerden biri; telefonun ucundaki bir dosta,
"Çayım taze, sıcak simitleri al gel" demek...
Bu cümle benim için dostluk demek, huzur demek, paylaşmak demek, hadi gel demek, gel de iki lafın belini kıralım demek. Davet eden de olsan, edilen de, ne fark eder ki?
Çayım taze...
Hadi alın sıcak simitlerinizi, peynirlerinizi, gelin bloğuma, iki lafın belini kıralım :)

Heyyfi

3 Şubat 2013 Pazar

DENİZ -3

Bayram sabahı tüm ev halkı erkenden uyanmıştı. Soba yanmış, ev sıcacık ısınmıştı. Odun ve kömürün, yanarken çıkardığı sesler eve huzur yayıyor, ev halkının yüreklerine kaynağı belirsiz bir mutluluk veriyordu. Babaları bayram namazından dönmüş, birlikte kahvaltılarını yapmışlar ve bayram ziyareti için Deniz'in teyzesine gitmişlerdi.
Deniz'in hayatında teyzesi Nurten, kızları Aslı ve Özge'nin çok önemli etkileri vardı.
Nurten teyzesi, Deniz'in hep çok etkilendiği ve örnek aldığı, "güçlü kadın" örneğiydi. Teyzesinin bu güçlü hallerinden, kendine olan güveninden çok etkilenir, hep onun gibi olmak isterdi.
Büyük kuzeni Aslı, yaşadıkları küçük şehirden başka bir dünya olduğunu gösteren ilk kişiydi Deniz'e. Aslı İstanbul'da bir üniversiteyi kazanmış, mimar olmak üzere okuluna devam ederken, tatillerde yaşadıkları küçük şehre geliyor ve anlattıklarıyla, yeni genç kız görüntüsüyle Deniz'e ilham veriyordu.
Deniz de Aslı ablası gibi bir gün başarılı olabileceğini hayal ediyordu.
Aslı, Deniz'in ilk kahramanı olmuştu.
Küçük kuzeni Özge ise Deniz'in ilk sırdaşı, ilk dostuydu. Onunla herşeyini paylaşıyordu. Bu, büyüdüklerinde de böyle devam edecek ve uzak mesafelerde yaşasalar da hep birbirleri için sırdaş kalacaklardı. Deniz, Özge'den vefayı ve dostluğun önemini öğrenmişti.

Deniz'in yaşadığı şehir, küçük bir madenci şehriydi. Bazı bölgelerde, bahçeyi ekin dikmek için kazdıklarında kömür çıktığı bile oluyordu. Şehrin erkekleri için iş fırsatının çok büyük bir bölümü, maden ocaklarında, yerin altında ve üstündeydi.
Bazı madenciler sabah işlerine giderken aileleri ile helalleşirdi. Çünkü yerin altında kömür kadar çok olan şey, ölümle tanışma ihtimaliydi.

Ev halkı, güzel geçen bu bayram gününden sonra uykuya daldı. Gecenin yarısında Deniz, annesinin çığlıkları ile uyandı. Annesi feryat ediyor, ağlıyor ve "çocukları dışarıya çıkaralım" diyerek oradan oraya koşturuyordu.
Deniz'in ailesinin evinin altından da ocak geçtiği için, evin altı boşalıyor ve çökme tehlikesi yaratıyordu.
O gece de, evin su depolarının olduğu bölümden sesler gelmeye başlamış, toprak kaymaya başlamıştı. Depoların yıkılması, salon bölümünün üzerlerine çökmesi anlamına geliyordu. Aile hergün bu korkuyla yaşıyordu.
Evden çıkıp, aynı bahçede oturan dayılarının evine çocukları gönderdiler.
Sabaha kadar da evin büyükleri probleme geçici de olsa bir hal yolu bulmuşlardı.


Deniz'in yaşadığı mahalledeki birçok ev, maden ocaklarının altlarını boşaltmasından dolayı çatlıyor, hatta zaman zaman çöküyordu. Komşularından birçoğunu bu şekilde kaybediyorlardı. Babası birgün, "madenler sadece yeraltında değil, yer üstünde de can alıyor" demişti.

Bayramın son günüydü. Deniz'in babası eve bir hayli üzgün gelmişti.
Gözleri dolu dolu, konuşmakta zorlanıyordu. Korkuyla, "ne oldu, neyin var?" dedi annesi.
"Ahmet abilerin evi, dün gece çökmüş. 3 çocukları da..." daha fazla konuşamıyor, artık ağırlığını taşımaktan zorlanan bacakları onu bir yerlere oturmaya zorluyordu.
Tüm aile sessizce birbirlerine baktılar. Haykırmak ve birilerinden bunun hesabını sormak istiyorlardı.
Deniz, acılarla geçen bu bayramı ömrünün sonuna kadar unutmayacak ve yaşasalardı kendisiyle aynı yaşlarda olacak komşu çocuklarını hep hatırlayacaktı.
Maden yer üstünde can almaya, ancak yeraltındaki "kara elmas" bitince bir son verecekti.
Bu şehrin insanları bunu çok iyi biliyorlardı.

Daha bu facianın acısını atlatamayan mahalleye yeni bir haber daha gelmişti:
"Aşağıdaki ocakta grizu patlamış, koşun...."
Bu çığlık, bir çok evin erkeklerinin içinde bulunduğu ocağın çöktüğünü duyuran bir ağıt gibi çınladı bu madenci şehrinin, yoksul mahallesinde...

(Devam edecek...)
Heyyfi...

- Posted using BlogPress from my iPad

32 yorum:

  1. Offff şu an hikaye gibi okuyoruz ama bunların hepsi gerçek. her an böyle bir olayla burun buruna gelme korkusu çok kötü. allah sabır versin bunu yaşayanlara.

    yazım diline laf yok heyyfim. her zamanki gibi çok güzel ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım arkadaşım, çok haklısın. O yıllara dair hatırladığım en zor günlerdi aslında. Birçok evde yaşanıyordu bu korkular.

      Yazılarımı beğeniyor olman benim için çok büyük bir mutluluk canım, bana çok iyi geliyor bunu bilmek.
      Sevgiler sana canım ayucum...

      Sil
  2. :( Öykünün ortası da gelecek sonu da pek fena, okuduğumuz bu hikayede kalsa keşke hepsi, hayata geçmeseler, gerçek olamayacak kadar uzak olsalar bizden... Kara elmas demişler karası doğru ama elmas değil çıkan, zehir demeli belki, kara zehir daha doğru, insanın yerin en dibine batsın da çıkamasın elmasları diyesi geliyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Esen, aslında suç kara elmasın değil, yetersiz önlemlerle kara elmasın peşinde olanların.
      Yıllardır bu facialar yaşanıyor ama, önlemler çok yetersiz.
      Bu arada yeterli önlemleri alarak, bu çalışmaları yapanları da alkışlamak gerekir ama malesef sayıları çok az.
      Yorumun ile yaptığın katkı için teşekkür ederim.
      Sevgilerimle...

      Sil
  3. Heyyficim..insan ne kadar buyuk uzuntu duyuyor bu maden ocaklari kazalarinda..ihmal cok var sanirim..birde ic ice yasamak..heran olumu yakinda hissetmek..ya gece ev cokerse..ya maden patlarsa dusuncesi ile yasamak..ne kadar zor kendin icin ve ailen icin yasamini korku ile kazanmak..arayi cok acma..cabuk cabuk yaz devamini(mumkun oldugu kadar)..sarildim canim..sevgiyle:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocukluğumun bir kısmı bu korkuların içinde geçti canım. Çok iyi biliyorum bu gerçekle nasıl yaşandığını. Evimize çok yakın bir ocak vardı. Orada olanlardan bir sonraki yazıda bahsedeceğim.
      Biliyorum iç karartıcı oluyor bu sıralar yazılarım ama bunlar benim yaşamımın bir bölümünü kapsıyor.

      Canım Dost'um, elimden geldiğince yazmaya çalışıyorum ama çok sık olamıyor malesef:)
      Bu arada perşembe akşamı, bizim kurs var. Kulakların çınlayacak tekrar:))
      Sevgiler canım arkadaşım...

      Sil
  4. canım benim,günaydın .Durdum,ne yazacağımı bilemedim.....acı hayat ....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayatımın bu yıllarını paylaşmak istedim Mazes'im. Aslında çok üzücü şeyler yazmak istemiyorum ama bunlar hem benim hem birçok insanın gerçekleri.

      Sana sıcacık sevgilerimi gönderiyorum canım...

      Sil
  5. Madenci şehirlerinin acılarını çok yakından olmasada iyi biliyoruz.Dilerimki hem çalışanların hem yaşayanların yaşam şartları daha iyi olsun insanca yaşasınlar.Ellerine sağlık.sevgilerimle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım Mehtap'cığım, bu dileklerine yürekten katılıyorum.
      Eskiden daha çok yaşanıyordu bunlar, şimdi biraz daha azaldı sanki yada ben büyüdüm:)
      Sevgiler canım...

      Sil
  6. Çok etkileyici bir hikaye...
    Sanırım gerçek. Bu yasanmışlıklar kocaman güçlü bir kadın yaratmıştır , eminin ....
    Yüreğine saglık....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Ebru, bunlar benim çocukluğumdan kalan parçaların bir bölümü.
      Hikayeler devam ettikçe, günümüze kadar gelmeyi planlıyorum aslında.
      Bu güzel yorumun ve katkın için çok teşekkür ederim sana.
      Sevgilerimle...

      Sil
  7. Heyyfi bence kitap yazmalısın, bunu kitaba dönüştür. Böylece daha fazla insanla paylaşabilirsin öykünü.. Sevgiler canım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Elvan, kitap yazıyorum şu sıralar.
      Kitapta bu hikayeler de yer alacak ama anlatım biraz daha farklı olacak.
      Kitap, annem ve babamın tanışma zamanından başlıyor.
      Kitap yazımında daha ben doğmadım bile:)
      Ama hızlandıracağım.
      Sizlerden gelen bu destekleyici yorumlar bana o kadar güç veriyor ki anlatamam.
      Kitap çıktığında, sizlerin desteğinin de etkisi çok fazla olacak.
      Hepinize çok teşekkür ederim bunun için.
      Sizleri şahsen tanımıyor olsam da, bana desteğiniz çok büyük.
      Sevgilerimle Elvan'cığım...

      Sil
  8. Yanıtlar
    1. Umarım, hikaye ilerledikçe keyifli zamanlar yaşayacağız canım:))
      Sevgilerimle...

      Sil
  9. güzel başlayan bayramınız, kabusa dönmüş...

    keyifle okuyorum, merakla bekliyorum, yazıları kısa bulduğumu bir kez daha belirtmek istiyorum:)
    ellerin dert görmesin canım benim...
    arkası ne zaman??
    öptüm seni

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Asortiğim, sıkıcı olmasın diye uzun tutmuyorum aslında.
      Blog yazılarında uzun olunca sanki sıkıcı olur gibi geliyor:)

      Çok yoğun bir dönemde olduğum için de arası biraz açılıyor hikayelerin:)
      Farkındayım, daha hızlandıracağım söz canım:)

      Bu arada, ay sonunda Bursa'da olacağım. Belki seni de görebilirim:)
      Sevgiler canım...

      Sil
  10. Heyyfim, gözlerim doldu. Keşke sadece hayal gücünün sonucunda doğan bir hikaye olsaydı....deseydin ki bu güzel cennet dünyada ya böyle yaşayanlar olsaydı, dünya ne kadar zor olurdu. Üzülmeyin, korkmayın sadece korku romanı yazıyorum, diyebilseydin..........

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke Elif'ciğim ama malesef bunlar yaşandı ve belki de hala yaşanıyor.
      O günleri hatırladığımda içim bir kötü oluyor.
      Keşke hayal ürünü olsaydı gerçekten...

      Sil
  11. Ne denir bilemedim canım yaa... İnsan kaç yaşında olursa olsun bazı şeyler hiç unutulmuyor:( eline yüreğine sağlık Heyyficim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet canım, o günlerin anıları hala o kadar taze ki zihnimde, özellikle bir sonraki yazıda paylaşacağım olaylar...
      Hala o günleri tekrar yaşıyor gibi hatırlıyorum.

      Çok teşekkür ederim canım...
      Sevgilerimle...

      Sil
  12. Aslında evimizde otururken tv lerde hep duyduğumuz hikayeler. Ah vah vah diyoruz geçiyoruz ama ateş düştüğü yeri yakıyor gerçekten. Sen bu olayları yaşamış biri olarak o kadar içten anlatıyorsun ki tv deki gibi vah vah deyip geçemiyorum, çok daha fazlasını hissettim emin ol.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili İlhan, sizler ne kadar güzel arkadaşlarsınız gerçekten.
      Fiziksel olarak tanışmadığımız halde, belki de birbirimizi en yakınlarımızdan daha çok tanıyor ve anlıyoruz.
      Çünkü burada kendimizi anlatıyoruz.
      Bu sıcak ve içten yorumun için çok teşekkür ederim sana arkadaşım.
      Sevgilerimle...

      Sil
  13. Hikayen Türkiye'nin onlarca acı gerçeğinden yalnızca biri. Ne kadar kötü insanların böyle kaderlerine terk edilmesi. Bu yazdıklarının birileri için gerçek olması ne kadar üzücü. İlgiyle takip ediyorum yazını Heyyfim. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  14. Çok haklısın canım.
    Çok yaşandı bu hikayelerden malesef.
    Sevgilerimle Deniz'ciğim...

    YanıtlaSil
  15. Heyyficim gunaydin:)(Suan uykudasindir..) Aksama keyifli bir gece diliyorum..not al ki benimle paylas neler denediniz nasildi diye...sevgiler kucakladim:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sırf senin için yanımda not defteri götürüyorum canım. Şimdi hazırlanıp çıkıyoruz:)

      Sil
  16. Aman Tanrı'm! İnan bu durumu bilmiyordum yani maden kazalarını, grizu patlamalarını biliyoruz hep üzülerek izliyoruz daha geçenlerde de oldu malum ama oradaki evlerin altlarının boşaltıldığı ve göçme tehlikesiyle oturduklarını bilmiyordum!( iyi ama bu çok tehlikeli! Buna derhal bir çözüm bulmaları lazım altı boş evde oturulur mu? Yazıklar olsun o belediyelere, o hükümetlere! :(((
    gayet canlı anlatmışsın gözümün önüne geldi heyficiğim..
    Bücürük'le kocaman öpüyoruz..sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müjde'ciğim, bu yazdıklarım benim çocukluğuma dair anılar.
      Hala aynı şeyler, aynı hızda oluyormu bilmiyorum ama, önlem, önlem diye yıllardır konuşuluyor.
      Hatıralarımdaki en acılı olaylardır bunlar. Bunlarla yaşamayı öğreniyor oraların halkı.

      Bu arada Bücürüğe ve sana tekrar geçmiş olsun demek istiyorum canım. İkinizi de öpüyorum...

      Sil
  17. merhaba tatlım simitimi aldım geldim çayı demleyiver :))
    yazılarını çok beğendim çok dokunaklı ve etkileyici
    takipteyim canım bana da buyur gel,
    çay demlerim sana :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Esma, hoşgeldin...
      Az önce bloğunu okudum ve çok beğendim...
      Sevgiler...

      Sil