Neden "Çayım taze..."?

Aklıma geldiğinde içimi ısıtan bazı anlar vardır.
Bunlardan çocukluğuma dair hatırladığım; annemin, sabahtan akşama kadar sokaklarda oynadığımızda ve heryerimiz toz-kir içindeyken, bizi içeriye alma çabasıyla seslenişidir: "Çocuklaaar, hadi artık akşam soğuğu çıktı, içeriyeeeee!!!"
Artık akşam soğuğu çıkmıştır, bundan korunacağımız, ısınacağımız, temizleneceğimiz yuvaya çağrılmaktır bu. Güven verir, huzur verir, içimi dinginleştirir. O günlerde de, şimdi de...
Artık yetişkinim. Beni akşam soğuğu çıktığı için eve çağıran ses yok. Hâlâ zaman zaman akşam soğuğu çıkıp, üzerime bir hırka almam gerekse, içim ısınır, güvende ve huzurlu hissederim. Sanırım örgü örmeye başladığımdan beri, bu yüzden hep hırka örüyorum:)
Annem'e Sevgilerimle...

Gelelim bugüne...
Büyüyünce içimi ısıtan cümlelerden biri; telefonun ucundaki bir dosta,
"Çayım taze, sıcak simitleri al gel" demek...
Bu cümle benim için dostluk demek, huzur demek, paylaşmak demek, hadi gel demek, gel de iki lafın belini kıralım demek. Davet eden de olsan, edilen de, ne fark eder ki?
Çayım taze...
Hadi alın sıcak simitlerinizi, peynirlerinizi, gelin bloğuma, iki lafın belini kıralım :)

Heyyfi

23 Ocak 2013 Çarşamba

DENİZ-1

Evleri sobalıydı. Kışın anneleri erkenden kalkar, sobanın altındaki kolu, kulakları tırmalayan bir sesle öne arkaya çekerek akşamdan kalmış kömür küllerini alttaki kovaya boşaltmaya çalışırdı.
Deniz, salondaki divanda uyurdu. Soba da salonda olduğu için, annesinin her sabahki kül boşaltma sesleriyle uyanırdı.
Ev ısınmadan yataktan çıkmaması gerektiğini çok iyi bilirdi.
Soba, genzine kaçan ilk dumanı tüttürecek, sonra evi ısıtacak ve Deniz öyle kalkacaktı.
Her sabah aynı şey yaşanırdı bu üç çocuklu evde. Yattığı yerden annesini seyrederdi. Ev çok soğuk olduğu için yorganı burnuna kadar çeker ve annesini izlerken bir yandan da düşünürdü; birgün evlendiğinde aynı şeyi o da yapacaktı. Çocukları ve eşi yatarken kalkıp sobayı yakacak ve sonra çocuklarını kaldırıp onları okula yollayacaktı.
Her sabah bunları düşünüp, içten içe bunun kendisi için ne kadar zor olacağını düşünürdü.
Hayal dünyası çok geniş bir kız çocuğuydu, fakat bunu annesi de dahil kimse bilmezdi. İç dünyasında başka bir hayat yaşardı.


Annesi komşuya gittiğinde Deniz, hayali arkadaşları ile gizlice rol aldığı bu dünyada bazen bir prenses, bazen de anne oluverirdi.
Annesi bahçelerinde baktığı Sarıkız'ı sağmaya gider, Deniz ve erkek kardeşi bu sütü komşu evlere şişelerle dağıtırlardı. Paralarını alır, annesine getirirdi.
Deniz aslında bu durumdan hiç de hoşnut değildi. Bazen, okuldaki öğretmenler ondan kendileri için süt getirmesini istiyorlardı. Deniz de okula mecburen elinde süt şişeleri ile gitmek zorunda kalıyor ve arkadaşlarının bu duruma şahit olmalarından memnun kalmıyordu.
Annesinin süt satarak babasına destek olmak için hiç de kolay olmayan bu işi yaptığını çok iyi anlıyordu, bu yüzden okula süt götürmekten dolayı yaşadığı memnuniyetsizlikten annesine hiç bahsetmezdi.
Deniz, çok zayıf ve çabuk yorulan bir çocuktu. Annesi için de aslında hiç kolay değildi bu işleri Deniz'den istemek. Bazen gizli gizli kızını izliyor ve onun bu sağlıksız halinden dolayı çok üzülüyordu. Her gece, kendi elleriyle sağdığı sütü kaynatıp içine bal koyarak çocuklarına içiriyor, çocukları için bir şeyler yapabiliyor olmanın gizli gururuyla ve sabah tekrar sobayı yakıp, evi ısıtmak ve çocuklarını okula göndermek üzere, yorgunluğunun da etkisiyle derin bir uykuya dalıyordu.
Deniz'in hayatında heyecan verici tek şey, hayali arkadaşları ile kurduğu dünyasıydı...
Her gece olduğu gibi bu gece de Deniz, hayalindeki dünyanın bir gün gerçek olmasını dileyerek uykuya daldı.
Sabah yine aynı şeyler yaşanacak, Deniz yataktan annesinin sobayı yakmak üzere çıkarttığı gürültülü hazırlığı izleyecek, bu işi birgün kendisinin yapacağı ihtimaliyle yüreği sıkışacak ve okula gidecekti...
(Devam edecek...)
Sevgilerimle...
Heyyfi...

- Posted using BlogPress from my iPad

34 yorum:

  1. Çok güzel, devamını sabırsızlıkla bekliyorum :) sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene çok sevindim Elvan. Çok teşekkürler.
      Devamı gelecek:))
      Sevgilerimle...

      Sil
  2. Ayy Heyyfim, o sabahları kül boşaltma kısmı varya çok iyi bilirim, çocukluğuma götürdün. Külün kokusu burnuma geldi...bakalım devamı nasıl gelecek...
    Öpüyorum seni:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim dönem, bu kül kokuları ile büyüdü canım gerçektende.
      Umarım devamını da beğenirsin canım:)
      Sevgiler Elif'im...

      Sil
  3. dizi filmlere döndürüp bir hafta sonra yazmazsın değil mi devamını:))
    merak ettim, süreyi kısa tutarsan sevinirim:)) hatta hemen:))
    öptüm seni

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)))
      Sen çok yaşa emi Asortiğim.
      Yok yok dizi film kıvamı olmaz diye düşünüyorum:))
      Sevgiler canım...

      Sil
  4. Canim Heyyfim..sanki gerceklerimizden gibi?? mi?? Kitabina ne zaman baslayacaksin? Yoksa basladinmi?? Arkasini cabuk getir..uzatma, mesgulsun ama araya sikistirirverirsin:)) Sevgiyle canim..buzzz gibi bir gunden sicak ellerimle sarildim:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Emel'ciğim, kitap başladı devam ediyor.
      Yazdıklarımda aslında hepimizden gerçekler var galiba:)
      Ben de sana sıcacık sarıldım canımıniçi Dost'um...
      Sevgiler...

      Sil
  5. Çok güzelll. Devamını çok geç yayınlama arkadaşım, arası uzamasın bak :))))

    Öpüyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Ayucum, birkaç güne kadar yazar tamamlarım.
      Beğenmen beni çok mutlu etti:)
      Öpüyorum seni canım arkadaşım...

      Sil
  6. Heyyfi, aynı zaman dilimlerinde geçirdiğimiz bir çocukluk, anlattıkların nasıl da tanıdık kareler, erken saatlerde yakılmaya çalışılan sobalar, sobadan çıkan ilk dumanın kokusu, biraz sonra kaynayacak olan çayın kokusu...ama sen bir hikaye anlatıyorsun masal gibi ben de kendi hikayen gibi algılıyorum, biraz tuhaf oldu ama öyle algılamışım...devamını bekliyorum merakla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten de, bir dönemin çocukları, yataktan çıkmak için sobanın yanmasını bekledik:)
      Yazdıklarım hepimizden aslında.
      Devamını çok yakında yayınlayacağım canım.
      Sana sevgilerimi gönderiyorum...

      Sil
  7. Aa heyfi'ciğim ne hoş bir öykü bu, masal tadında:)devamını merakla bekliyorum eline sağlık canım...sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müjde'ciğim, beğenmene çok sevindim.
      Devamı gelecek en kısa sürede:)
      Seni ve Bücürüğü öpüyorum canım...
      Sevgiler...

      Sil
  8. Beni çocukluğuma götüren o sobanın sesini hatırlatan bu yazı için çok teşekkürler.Devamını merakla bekliyorum.Hayırlı kandiller.Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu güzel ve içten yorumun için ben teşekkür ederim Mehtap'cığım.
      Sana da hayırlı kandiller dilerim canım.
      Sevgilerimle...

      Sil
  9. Bana çocukluğumu hatırlattın :) Aynı şekilde annem her sabah sobanın küllerini alır sonra da yakardı. Soba yanana kadar yatağımdan çıkmazdım. Devamını sabırsızlıkla bekliyorum :)
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Soba sesi ile büyüyenler klübüne hoş geldin canım:)
      Bizler başka bir dönem yaşadık gerçekten. Belki de birçok şeyin kıymetini bu yüzden daha çok biliyoruz.
      İnan bazen özlüyorum sobayı da sesini de.
      Hele ki üzerindeki kaynayan çay:))
      Devamı gelecek çok yakında canım:)
      Sevgiler Deniz'ciğim...
      Bu arada, yazının kahramanı sen oldun sanki:))

      Sil
    2. :)) Deniz ile çoğu şeyimiz ortak olacak gibi. Benim çocukluğumda geçiyor gerçekten.

      Sil
    3. Yazarken zaten isim benzerliğini düşünüp, gülümsemiştim :)

      Sil
  10. Ayy çocukluğuma gittim:)) Hava soğuk olduğu için hepimiz aynı odada yatardık:)) annem erkenden kalkar sobayı yakardı, hele yakarken o çıranın kakusu yok mu hala çok severim çıra kokusunu :))hikayenin sonunu sabırsızlıkla bekliyorum.Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Elif, çocukluğumuzdan kalan ne çok hatıranın kokusu var gerçekten zihnimizde.
      Hikayenin devamı gelecek yakında:)
      Sevgilerimle...

      Sil
  11. soba yakılıp ev ısınana kadar cıkmazdım bende yataktan :))
    canım heyyfimm sabırsızlıkla bekliyorum devamını :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı dönem çocukları nasıl da belli oluyor.:)
      Canım Sevil'ciğim, hikaye devam edecek pek yakında...:)

      Sil
  12. Sobamız, yanında yatan kedimiz, üzerinde kestane, çay falan çok güzel de doğalgaz öncesi Ankara'nın halini çok iyi bilen biri olarak böyle çok daha iyi diyorum. Beytepe'den Sıhhiye'ye okul otobüsüyle gelirken sis bulutunun içinde ve nefes alamaz vaziyette gelirdik.
    Ama hikaye nefis sonunu merakla bekliyorum sobadan dolayı kötü bir son olmamasını umut ederek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili İlhan, çok haklısın, hava kirliliği konusu, bu soba keyiflerinin en sıkıntılı bölümü.
      Hikayemi beğenmene çok mutlu oldum.
      Soba ile ilgili kötü bir son yok:)
      Deniz daha büyüyecek, evlenecek...:)
      Sevgilerimle...

      Sil
  13. Çayımı kaşar peynirimi aldım geldim...Bende yeni adresime beklerim...Sevgiyle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin Tatlıhayat:)
      Yorum cevabımı yazar yazmaz oradayım:)
      Sevgilerimle...

      Sil
  14. kader,ah kader,kimilerini zengin yaparsın,zengin yaşar,kimileri DENİZ olur,fakir doğar ,güzel kader çizersin ,güzel yaşar ,inşallah sonu güzel olur .

    YanıtlaSil
  15. Aslında herşeyi seçimlerimiz belirliyor canım.
    Hayat seçimlerden ibaret:))
    Bize o kadar güzel hediyeler veriliyor ki doğarken...
    Sevgiler canım...

    YanıtlaSil
  16. heyyfi arkadaşım
    :)
    ne güzel bir hikaye bende sobalı evlerde büyüdüm ki

    YanıtlaSil
  17. yazıların çok güzel gerçekten :)bende sobalı evlerde büyüyen nesildenim:)

    YanıtlaSil
  18. Merhaba,
    ben de sobalı evde büyüdüm ve en çok da sobanın üzerinde pişen misss gibi kokan kestaneler aklımdan çıkmıyor.Sevgiler:)

    YanıtlaSil
  19. keyifle okudum :)
    banada beklerim,izleyicim olursanız sevinirim sevgiler...
    http://ugurbocegimmutfagi.blogspot.com/

    YanıtlaSil